Menu Content/Inhalt
Ana Sayfa arrow Kültür-Sanat

E-bülten



HTML biçimli?

Kültür-Sanat
Çizgilerle devrimci yaşam Yazdır E-posta
E. Tansu Keten
Pazar, 30 Mayıs 2010
Okunma sayısı: 521

Bu yazı 28 Mayıs tarihli Radikal Kitap ekinde yayınlanmıştır. 

Yeni Başlayanlar İçin Marx, Yeni Başlayanlar İçin Kapital ve Çizgilerle Komünist Manifesto’dan sonra Tarık Ali’nin yazdığı, Phil Evans’ın çizdiği Yeni Başlayanlar İçin Troçki de solun çizgili sahasına dahil oldu. Solun çizgiyle tanışması, ilk defa 1991’de yayımlanan DOS for Dummies’le başlayan ‘Yeni Başlayanlar İçin’ yönteminin solla tanışması, en az bir bilgisayar işletim sistemi kadar çok kavrama sahip sol düşüncenin kolay anlaşılması için bir fırsat. Artık bu yayınlar sayesinde, Marksizmle tanışan gençler Georges Politzer’in çarpık bir Marksizm anlatısına sahip Felsefe’nin İlkeleri kitaplarına mahkum olmayacak.

Devamını oku...
 
Bir Bolşeviğin “Ütopyası”: Kızıl Yıldız Yazdır E-posta
Emre Tansu Keten
Pazar, 25 Ekim 2009
Okunma sayısı: 1373

İnsan sanatta, hayatın tüm imkanlarını kullanma ve uyum ihtiyacını,

sınıflı toplumun kendisine veremeyeceği bu en kıymetli

değerlere olan özlemini dile getirir. Bu nedenle, her gerçek

edebi sanat eseri, insani açıdan yetersiz toplumsal gerçekliğe karşı

bir protestonun dile getirilmesidir. (Lev Trotskiy)

 

İnsanoğlu, tarih boyunca kurulu düzeni eleştirerek, daha adil ve insani bir gelecek arzuladı. 15. yüzyıldan itibaren, bu eleştiriler ve toplumsal gelecek tasarımları "ütopya"nın ortaya çıkmasını sağladı. "Olmayan yer" anlamına gelen ütopya ilk etapta, Avrupa'nın henüz keşfetmediği coğrafyaları ya da yeni yeni tanınan coğrafyalardaki "ilginç" yaşam tarzlarını anlatırken bütün dünyanın keşfedilmesiyle uzay ve gezegenleri tasvir etmeye başladı. Bu dönem yazılan ütopyaların çoğunda, bilinmeyen bir "dünyaya" yapılan ziyaret ve ziyaret edilen dünyanın ideal toplumsal düzeni konu edildi. Bilim ve teknik alanındaki gelişmeler, bu gelişmelerin toplumsal yaşama etkileri ve bunların yarattığı heyecan, ütopyaların da içeriğini etkiledi. İnsanlığın geleceğini bilimsel gelişmelerin heyecanıyla yorumlayan yazarlar arttı ve bu metinler "bilim-kurgu" olarak anılmaya başlandı.

Devamını oku...
 
İstanbul Bienali’nde devrim! Yazdır E-posta
Can Ilgın
Cuma, 11 Eylül 2009
Okunma sayısı: 1579

"Birçok farklı şey gösteriyor olsa da, sergi ‘göstermek' istediği şeyi hiç gizlemeden açıklıyor: Adil bir dünya düzeni ve ekonomik mal ve hizmetlerin adil bir bölüşümü olanaklıdır ve kesinlikle hayati bir önem taşır-komünizm, bu arzu edilir projenin hâlâ tek adıdır."

11. İstanbul Bienali küratörleri Bienal'in amacını açıklıyor

"Brecht'in oyunda [Üç Kuruşluk Opera] ileri sürdüğü görüş, ‘her mücrim bir burjuvadır ve her burjuva bir mücrimdir' bugün de her zamanki kadar çarpıcı bir geçerlilik taşıyor." Dört Hırvat kadın, 11. İstanbul Bienali'nin küratörleri, Bienal'in açılışının basın toplantısında, yüzlerce insanın önünde, düzenlemiş oldukları serginin konseptini açıklarken böyle diyorlar. Brecht böyle demiş demiyorlar, bu bugün de geçerli diyorlar. Onlar bunu söylerken hemen yanı başlarında, aynı konuşmacılar masasında Türkiye'nin bir numaralı holdinginin faal bir numarası, demek ki bir ölçüye göre Türkiye'nin bir numaralı burjuvası Mustafa "V." Koç oturuyor. (O "V" önemli. Vehbi'nin V'si!) Dikkat edin: Brecht öyle burjuvalar genellikle mücrim tiplerdir dememiş. "Her burjuva bir mücrim"! Ya bu burjuva? Dört Hırvat kadın küratör, Bienal'in 10 yıl boyunca sponsoru olan Koç'un karşısına geçmiş, ona "mücrim" diyor!

Devamını oku...
 
KİTAP TANITIMI: "Özgür bir dünya için direnen KASABALILAR" Yazdır E-posta
İşçi Mücadelesi
Salı, 08 Eylül 2009
Okunma sayısı: 1988

Manisa ilinin Turgutlu kasabası için "kasaba" sözcüğü sadece bir sıfat değil aynı zamanda bir isimdir. Manisa ve İzmir çevresinde "kasaba" denilince akıllara Turgutlu gelir.

Kasabalı olmak insanın yaşam tarzını ve kişilik yapısını etkileyen bir durumdur. Kasabalılık; köylülük yaşamını ve duygularını aşmış ama tam olarak kentleşmemiş ara bir toplumsal ve yerleşimsel yaşama sahip insan topluluğunu anlatan bir kavramdır. Kasabalı ne kentli gibi bireysel ne köylü gibi anonimdir. Kasabalının hem kendine ait özel bir yaşam alanı hem de hemşerilerine uzak olmayan bir yaşam biçimi vardır. Kasabalı; yakınındaki herkesle ilgili, merâklı olduğu kadar herkesten uzaktır da.

Devamını oku...
 
Vatan sizin Bakanlar Kurulu kararınızsa eğer... Yazdır E-posta
Can Ilgın - İşçi Mücadelesi #39
Cumartesi, 07 Şubat 2009
Okunma sayısı: 1747

Nazım Hikmet, Bakanlar Kurul kararına sığar mı, Resmi Gazete'ye uyar mı? Ne zavallısınız ki, bir Bakanlar Kurulu kararını Nazım Hikmet'e iade-i itibar gibi görüyorsunuz! Onun itibarı hiçbir zaman zedelenmedi ki. O dünya halklarının gönlünde taht kurmuş, yeryüzünün yetiştirdiği gelmiş geçmiş en büyük şairlerden biri. İnsanın bütün zaaflarını, çelişkilerini, özlemlerini ve yüceliğini dilin muhteşem müziğiyle ifade etmiş bir şair.

Devamını oku...
 
90’ların politik gençliğine bir garip ağıt: Sonbahar... Yazdır E-posta
Özlem Öztorun
Pazartesi, 29 Aralık 2008
Okunma sayısı: 1604

“İyi bir film Sonbahar. Bir 'ilk film' için son derece olgun, yürekli ve doğru... Ülkede yaşanmış ve yaşanan acıları, toplumsal yaraları ajite etmeden yedirmiş öyküsüne. İnsanın ta içine işliyor. İnsancıl. F-tipi cezaevleri, açlık grevleri arasında yıllarını geçiren Yusuf'un öyküsü anlatılan...

Devamını oku...
 
Aleksandır Rodçenko kimdir? Yazdır E-posta
Burak Delier-Kamil Şenol (Sayı:30)
Pazartesi, 21 Nisan 2008
Okunma sayısı: 1859

Karşı devrimci zamanlarda yaşıyoruz. Tarihi, Büyük Birader gibi yeniden yazıyorlar ve devrimcileri dahi karşı devrimci gösteriyorlar. İstanbul Modern'de "Sessiz Direniş" adlı bir fotoğraf sergisi açıldı 13 Şubat’ta. Ve sergi 28 Mayıs’a kadar sürecek. “Sessiz Direniş - Rus Fotoğrafında Resimsellik” başlıklı sergide, Aleksandır Rodçenko, Sergei Lobovikov, Aleksandır Grinberg, Yuri Yeremin ve Aleksei Mazurin’in de aralarında bulunduğu 18 Rus fotoğrafçının 1898’den 1940’lara uzanan süreçteki üretimlerinden toplam 194 orijinal baskı yer alıyor. Sergi tanıtım bülteninden basına yansıyan, özellikle altı çizilen görüşler şunlar: “Rus resimsel fotoğrafının ustaları, Ekim Devrimi’nden sonra, 1920’lerde yönetimin zulüm ve baskısı altında kaldılar. Kişisel varoluşlarını ve estetik deneyimlerini ifade etmeyi arzulayan Resimsel akımın temsilcileri, burjuva ideolojisinin destekçileri, "idealist-bireyciler" ve devrim-öncesi yaşam tarzının savunucuları olmakla, ‘Turgenyev’in duygusallığı’yla, sınıf çatışması kuramı yerine burjuva değerleri öne çıkartmakla suçlandılar.”

Devamını oku...
 
Picasso ve Rodin Sabancı'nın, İstanbul Bienali Koç'un! Yazdır E-posta
Can Ilgın
Salı, 09 Ekim 2007
Okunma sayısı: 1803

10. İstanbul Bienali’nin kendi tarihinde en “politik” bienal olduğu çok yaygın olarak konuşulan bir konu. Aydın ve sanatçı çevrelerinin bundan kastı, varolan dünya düzenine karşı eleştirel bir politik tavrın bu bienaldeki “iş”ler arasında oldukça güçlü bir biçimde temsil edilmesi. Bu durum bu yıl bienalin küratörü olan Çin asıllı Hu Hanru’nun tavrına bağlanıyor. Hu’nun bu yaklaşımı bienalin temasına bile yansımış: “İmkânsız değil, üstelik gerekli” üst başlığının altında “Küresel savaş çağında iyimserlik”. Üst başlıkta “imkânsız değil” ifadesinin mahcup bir biçimde “Başka bir dünya mümkün” sloganını çağrıştırmak için düşünüldüğü belli. Ama ne kadar mahcup bir başlangıç, ne kadar kısıtlı bir ufuk: “iyimserlik”!

Devamını oku...