Menu Content/Inhalt
Ana Sayfa arrow Kitaplık

E-bülten



HTML biçimli?

Kitaplık
Bolşevizm mi, Stalinizm mi? Yazdır E-posta
İşçi Mücadelesi
Cumartesi, 11 Ağustos 2007
Okunma sayısı: 1439

trotsky1.jpgYalnızca IV. Enternasyonal'in kurucuları, Marx'ın ve Lenin'in geleneklerine sahip çıkarak, teoriye yönelik ciddi bir tavır geliştirmişlerdir. Ekim devriminden 20 yıl sonra, devrimcilerin yeniden, mütevazı propaganda hazırlığı mevzilerine geri dönmek zorunda kalmalarına varsın filistenler gülsün. Başka sorunlarda olduğu gibi bu sorun karşısında da büyük sermaye, kendilerini "sosyalist" ya da "komünist" sayan küçük burjuva fılistenlerden daha kavrayışlıdır: IV. Enternasyonal sorununun dünya basını sütunlarından hiç eksik olmaması boşuna değildir. Devrimci bir yönetime duyulan yakıcı tarihsel gereksinim IV. Enternasyonal'in gelecekteki başarılarının en önemli güvencesi, tarihin geniş yolunun dışında kalmayarak, organik bir biçimde bolşevizmden türemiş olmasındadır.

Leon Trotskiy

PDF formatındaki kitaba buradan ulaşabilirsiniz. 

 
Kemalist Devlet Yazdır E-posta
İşçi Mücadelesi
Cumartesi, 11 Ağustos 2007
Okunma sayısı: 1456

kemalist_devlet.jpgBu kitapçık bundan yaklaşık sekiz yıl önce (1990), Sınıf Bilinci dergisinin 7. sayısında yayımlanan bir makaleye dört-beş sayfa eklenmesiyle oluştu. Sekiz yıl önce Kemalizm ve kemalist devlet üzerine yazmak pek çok kişi için geride kalmış, sol hareketin bir biçimde aşmış olduğu bir konu üzerinde çalışmak gibi görünmüştü. O dönemde Marksizm için hayati tehdidin sivil toplumculuk adıyla anılan sol liberalizmden geldiği düşünülüyordu haklı olarak. 24 Ocak Kararları ile başlayan ama asıl ivmesini Özal iktidarları döneminde kazanan neo liberal politikalar bir yandan, Sovyetler Birliği'nde beliren dönüşümler diğer yandan, liberalizmin sadece halk üzerinde değil sol hareket üzerinde de ciddi etkiler yaratmasını kolaylaştırıyordu. Kemalizm büyük burjuvazi için bile geride kalmış, hatta bölgesel hesaplar açısından engel teşkil eden bir ideolojik kabul olarak görülüyordu.

Öte yandan Kürt hareketinin andığım yıllarda hızla kitleselleşip Türk solunu gölgede bırakan bir çekim merkezi olması da Kemalizm'in Türkiye solu üzerindeki etkilerinin çoktan kırıldığına dair kanıyı pekiştiriyordu. Üzerine uzun teorik çalışmalar yapılmadıysa bile Türk solu 12 Eylül yenilgisinin ardından pratik olarak sol Kemalist gelenekle bağlarını koparmış görünüyordu. Oysa işlerin hiç de öyle gitmediğini görmek için 28 Şubat örtülü müdahalesi yeterli oldu.

Ali Rıza Tura - 1998

PDF formatındaki kitaba buradan ulaşabilirsiniz

 
Kızıl Elma,Kanlı Elma: Avrasya'da Yaklaşan Felaket ve Türkiye Yazdır E-posta
İşçi Mücadelesi
Cumartesi, 11 Ağustos 2007
Okunma sayısı: 1204

elma.jpgİşçi Mücadelesi kitap dizisinin ilki olarak yayınlanmakta olan Kızıl Elma, Kanlı Elma - Avrasya'da yaklaşan felaket ve Türkiye kitapçığı son derece önemli bir soruna tam zamanında parmak basıyor. Elinizdeki metnin önemi sadece dünya politikasının temel eğilimlerini ve çelişkilerini bilimsel bir tahlile tabi tutarak Türkiye'nin içinde yer aldığı bölgenin patlamaya hazır bir barut fıçısı haline gelmiş olduğunu ortaya koymasından ve Türkiye'nin hakim sınıflarının bu barut fıçısının üzerine ellerinde alev alev yanan bir meşaleyle yürümekte olduklarını saptamasından gelmiyor. Bu çalışmanın en önemli yanı, "Türk Sorunu" olarak adlandırdığı zorlu meseleye enternasyonalist bir programatik çözüm önermesinden geliyor. Kısaca özetlenirse, bugün Türki dünya, başta Amerika olmak üzere emperyalizmin ulusal sorunları kendi hakimiyetini sağlamak üzere kışkırtmaya hazırlandığı bir alandır. Bu yüzden bugün Türki dünyanın birliğini savunmak emperyalizmin paralellinde bir politika izlemek anlamına gelir. Buna karşılık, Kafkasya'nın ve Orta Asya'nın, daha da ötede Rusya Federasyonu'nun iç bölgelerinin Türki ve Müslüman halkları yüzlerce yıldır Rus hakimiyetinde yaşamış ezilen uluslar oldukları için ulusal hakları uğrundaki meşru çabalarını da görmezlikten gelmek mümkün değildir. Kızıl Elma, Kanlı Elma, bu ikilemin aşılmasını mümkün kılacak bir programatik yaklaşımı Türkiye'nin ve bölgenin sosyalistlerinin tartışmasına açmak bakımından ciddi bir yenilik içermektedir. Sunulan programatik yaklaşımın doruk notası proleter enternasyonalizmiyle bütünüyle tutarlıdır: ulusların kaynaşmasının yolunun ezilen ulusların kendi kaderlerini tayin hakkından geçtiği gerçeğini bütünüyle tanıyan bir yaklaşımla önerilen, Rusya, Kafkasya, Çin ve Türki devletlerin oluşturacağı, başka katılımlara açık bir Kuzey Asya Sosyalist Devletler Konfederasyonu.

PDF formatındaki kitaba buradan ulaşabilirsiniz.

 
Lenin'i yakmalı mı? Yazdır E-posta
İşçi Mücadelesi
Cumartesi, 11 Ağustos 2007
Okunma sayısı: 1316

yakmalimi.jpg20. yüzyılın son demlerini yaşamakta olduğumuz bugünlerde böyle bir kitabın yayınlanması özel bir anlam taşıyor. Kitabın Giriş bölümünde altı çizilerek belirtildiği gibi, yüzyıl sonunda Lenin, artık solun bütününü bir yana bırakın, devrimci sosyalistlerin bir bölümünün bile reddi miras yoluyla kurtulmaya çalıştıkları bir politik önder ve teorisyendir. Bu reddi mirasın temelinde Ekim Devriminin ürünü olan Sovyetler Birliği'nin 1991 'de çözülüşünün yarattığı düş kırıklığı ve inançsızlık yatıyor elbette. Onyıllar boyunca Sovyetler Birliği'nde ve öteki işçi devletlerinde yaşanan bürokratik yozlaşmayı görmezlikten gelen nice sosyalist, gerçeğin saati çaldığında, bu kez bürokrasinin ve milli komünizmin Stalinizmi ile birlikte dünya proleter devriminin Leninizmini de tarihin çöp sepetine atmak için yarışıyor. Leninizm ile Stalinizmin birbirinden ayrılamaması, dün bürokrasiye destek vermenin gerekçelerinden biriydi, bugün ise devrimden kaçmanın bir yolu haline geldi. İşte elinizdeki kitap bunun için Lenin'i Yakmalı mı? başlığını taşıyor. Bu satırların yazarının bu soruya kesin cevabı "hayır"dır. Bürokrasinin çarpıtmalarından kurtarılmış Lenin, 21. yüzyıl sosyalizminin yol göstericilerinden biri olacaktır.

Sungur Savran - 1998

PDF formatındaki kitaba buradan ulaşabilirsiniz.