|
|
Kadın hareketi:
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 9 |
 Kadın intiharları mı,
cinayetleri mi?
Rana Duman
Evlilik dışı çocuk sahibi olduğu gerekçesiyle 23 Mart
2002’de recmedilmesine karar verilen Emine Laval için başlatılan hukuk
mücadelesi zaferle sonuçlandı. Dünyanın dört bir yanından çeşitli kadın
örgütlerini ve insan hakları kuruluşlarını ayağa kaldıran recm kararını
bozan Katsina Eyaleti Temyiz Mahkemesi Emine Laval’in beraat ettiğini
açıkladı. Emine Laval “kurtuldu” ama kadın bedenine yönelik şiddet
çeşitli biçimler altında uygulanmaya devam ediyor. Kimi zaman koca
dayağı, kimi zaman taciz, tecavüz olarak karşısına çıkıyor kadınların.
Kimi zaman cinselliklerini yaşamak istedikleri için, kimi zaman tecavüze
uğradıkları için töre cinayetlerine kurban ediliyorlar. Ya da yasalarla
başını belaya sokmak istemeyen aile üyeleri tarafından intihara
zorlanıyorlar. Devamı »» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 9 |
 Gözaltında tecavüz “üç beş
kişinin işi” mi?
Ş.E.’nin 10 yıl önce yaşadığı tecavüzlerin gazete
manşetlerine taşınması devletin güvenlik güçlerini epey rahatsız etti.
Onların her daim savunuculuğunu yapan Ertuğrul Özkök gibiler “üç beş
kişinin işi” diyerek meselenin üzerini örtmeye çalıştılar. Oysa tecavüz
psikolojik savaşın ayrılmaz bir parçası olarak kadın bedenine uygulanan
şiddetin en korkunç yüzüdür. Kaldı ki ortaya çıkan sayısız örnek de
göstermektedir ki gözaltında yaşanan tecavüzler üç beş ile sınırlı
değildir, kadınları yıldırmak amacıyla sistemli bir şekilde
uygulanmaktadır. Devamı »» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 8 |
 N.Ç.’ler bu düzende kurtulur
mu?
Mardin’de yaşayan ve yoksul bir ailenin kızı olan 14
yaşındaki N.Ç. “daha iyi bir yaşam” vaadiyle kandırılıp bölgenin çoğu
kamu görevlisi olan nüfuzlu kişilerine pazarlandı. Olay N.Ç.’nin 2002
yılının Temmuz ayında Emniyet’e başvurmasıyla ortaya çıktı; ancak yedi
ay sonra, yani Şubat 2003’te olayın gazete manşetlerinde yer almasıyla
halk haberdar olabildi. Devamı »» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 7 |
 Kadın hareketi
değerlendirmesine giriş
Rana Duman
Türkiye’de kadınların yaşadığı sorunları ve bu
sorunlar karşısında yürütülen mücadeleyi değerlendirirken, hareketin
başlangıcından bugüne yaşadığı ideolojik ve örgütsel kopuşları gözönünde
bulundurarak tarihsel bağlamı içinde ele almak gerekir. Dolayısıyla
Türkiye’de kadın hareketinin değerlendirmesini yapmak ancak bütünlüklü
bir tarih incelemesi ile mümkün olabilir. Bu nedenle bu yazı Türkiye’de
kadın hareketinin gelişimini ana hatları ile ortaya koyma ve hareketin
feminizmle tanıştığı yıllardan sonraki deneyiminin olumlu yanlarını ve
zaaflarını değerlendirme üzerine bir deneme niteliğinde olacaktır.
Devamı »» |
|
İşçi Mücadelesi Sayı 6 |
 |
Kadın kurtuluş hareketine nasıl bakmalıyız?
Kadınları yaşadığı sorunlar, bu sorunların kökenleri,
bu sorunlara karşı mücadele yöntem ve araçları kadın kurtuluş hareketi
içinde sürekli tartışılıyor. Mesele ancak genel bir ezme/ezilme
ilişkisinin ötesinde her dönemin ve ülkenin kendi özgüllüğü içinde
değerlendirilirse, mücadeleye olumlu katkı sağlayacak yöntem ve araçlar
geliştirmek mümkün olabilir. Aşağıda okuyacağınız yazı kadının
ezilmişliği sorununa genel bir yaklaşım getirmeyi amacını taşıyor. Bir
sonraki sayımızda, Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve sosyal koşulları
ışığında Türkiye’de kadınların yaşadığı sorunlar üzerine bir
değerlendirmeye yer vereceğiz. Devamı
»» |
|
İşçi Mücadelesi Sayı 4 |
 |
Kadınlar meclise ama...
Nesibe İbrahim
Tarihte seçme ve seçilme hakkı ilk defa feodalizmin
yıkılmasıyla birlikte sadece mülk sahibi erkeklere tanınan bir
vatandaşlık hakkı olarak karşımıza çıkar. Tüm Avrupa ve Amerika’yı
sarsan Fransız İhtilali ertesinde mülk sahibi olmayan erkekler de oy
kullanma hakkını elde ettiler. Bunu beyaz ırktan gelmeyen siyah erkekler
izledi ancak kadınların seçme ve seçilme hakkını elde edebilmeleri için
tüm dünyada çok uzun yıllar mücadele vermeleri gerekti.
Kadınların oy hakkı mücadelesi bireysel bir biçimde
1600’lerin ilk yarısında başlar. Oy hakkı için kadınların örgütlü bir
mücadele vermeleri ise 19. yüzyılda gerçekleşti. 1848’de ABD’li kadınlar
oy hakkı için ilk örgütlü mücadeleyi başlattılar. Bu ilk örgütlenmeye
erkekler de katkıda bulunuyordu. Tarih boyunca seçme ve seçilme hakkı
için kurulan kadın örgütlerinin en büyük ortak özelliği, oy hakkını
vatandaşlığın gereklerinden biri olarak nitelendirmeleriydi. Kadınlara
seçme ve seçilme hakkı verilmesi için direnen “sufrajetler” adıyla
anılan bu kadınların mücadelesi toplum içerisinde hiç hoş karşılanmadı
ve çoğunlukla şiddetle bastırılmaya çalışıldı. Kadınlara oy kullanma
hakkı ilk defa 1893 yılında Yeni Zelanda’da verildi. (Gamze, Kadının
Penceresi, 26.08.2002) ABD, Kanada, İngiltere ve diğer Avrupa
ülkelerinde ise kadınlar oy hakkı için II. Dünya Savaşı ertesine kadar
beklemek zorunda kaldılar...
Devamı »» |
|
İşçi Mücadelesi Sayı 3 |
 |
Fransız Devrimi'nde kadınlar
Zehra Ece
Fransız devrimini konu alan bazı tarihçilerin
çalışmaları incelendiğinde kadın önderlerin, kadın eylemlerinin, kadın
örgütlerinin sadece göz ardı edilmediğini aynı zamanda olayların
çarptırıldığını da görebiliriz. Bazı tarihçiler Versailles sarayının
işgaliyle ilgili bu işgali kadınların değil kadın kıyafeti giymiş
erkeklerin yaptıklarını yazabilecek kadar ileri gidebilmektedirler.
Burjuvazinin saflarında yer almayan tarihçiler dahi kadınların tarihteki
rolünü görmezden gelebilmektedir.
Bu yolla tarih dışına itilip marjinalleştirilen
kadınların, geçmişe bakarak gelecekte neler yapabileceklerini
görmelerine de engel olunmaktadır.
Devamı »» |
|
İşçi Mücadelesi Sayı 2 |
 |
8 Mart'a doğru...
Geçtiğimiz yıla oranla bu yılki 8 Mart etkinliklerinin
farklı kadın çevrelerinin birlikteliği açısından çok daha olumlu bir ön
hazırlık sürecinden geçtiğini söyleyebiliriz. Hatırlayacaksınız, geçen
yıl bağımsız kadın gruplarının düzenlemek istediği kapalı mekan
etkinlikleri ile karma örgütlerden kadınların organizasyonunda ağırlıkta
olduğu miting aynı gün ve saate denk gelmiş; denk getirilmişti. Bir
biçimde birbirinin alternatifi şeklinde örgütlenen etkinlikler kadınlar
arasındaki bölünmüşlüğü yansıtıyordu. Sonuçta belediyenin kapalı mekan
etkinliğine izin vermemesi sonucu 8 Mart günü sadece miting
yapılabilmişti. Devamı »» |
|
İşçi Mücadelesi Sayı 2 |
 |
Kadın hareketine ne oldu?
Barbara Epstein
1960'ların sonundan 1980'lere uzanan yıllar içerisinde
Amerika Birleşik Devletleri'nde son derece canlı bir kadın hareketinin
varlığından söz edilebilir. Kültürel alanda etkili ve politik bakımdan
güçlü olan bu hareketin liberal saflarında kadınların doğurganlıklarıyla
ilgili bir takım haklar, Eşit Haklar Değişikliği (Equal Rights Amendment)
ve diğer reformlar için bir dizi kampanya ve örgütlenme vardı. Hareketin
radikal kanadında ise kadın özgürlüğü ve bilinç yükseltme gruplarının
yanısıra kültürel ve taban projeleri de mevcuttu. Kadın hareketi çeşitli
mesleklerde, sendikalarda, devlet bürokrasilerinde ve diğer kuruluşlarda
örgütlenen sayısız proje ve çalışma grubundan meydana gelmişti. Bu
hareket, pek çok kadının yaşamında ve Amerika'nın günlük hayatında
önemli değişikliklere yol açtı (...) Devamı »»
|
|
İşçi Mücadelesi Sayı 2 |
 |
Bir işçi kadının gözünden...
Aşağıdaki söyleşi Türkiye'nin en büyük kuruluşlarının
birinde sendika temsilcisi olarak çalışan bir kadın işçi ile yapıldı. Bu
söyleşi ile okurlarımıza kadın sorununun kadın işçiler tarafından nasıl
görüldüğüne dair bir ipucu vermeyi amaçladık. Söyleşiyi Zeliha Balkı
gerçekleştirdi Devamı »»
|
|