|
|
İşçi hareketi:
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 17 |
 Özelleştirme: Bir sınıf
taarruzu
Rana Duman
Bugün TÜPRAŞ’tan PETKİM’e, TEKEL’den THY’ye kadar bir
dizi işletmenin özelleştirme tehdidi ile karşı karşıya olması,
özelleştirmeye karşı mücadele ihtiyacının tüm yakıcılığı ile sürdüğünü
gösteriyor. Bugün, kitlesel ve etkili bir mücadelenin yükseltilmesi
kadar önemli olan bir diğer nokta ise meselenin, ideolojik ve politik
açıdan doğru bir temelde kavranmasıdır. Ancak bu konuya eğilmeden önce
20 yılı aşkın bir süredir devam eden bu sürecin bir değerlendirmesini
yapmak da yararlı olacaktır.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 17 |
 SEKA dersleri ışığında
Selim Karlı
SEKA İzmit İşletmesi işçilerinin 51 gün süren ve
başarı elde edemeden sonuçlanan direnişini bütün önemli boyutlarıyla
değerlendirmek ve gelecek mücadeleler adına bütün önemli dersleri
çıkarmak hiç kuşkusuz büyük önem taşımaktadır. Bunu hakkıyla yapabilmek
için bir yandan SEKA özelinde direnişin hedefini, zaaflarını ve
nihayetinde yaşanan yenilgide SEKA işçilerinin payını araştırırken diğer
yandan, işçi hareketinin bütünü açısından SEKA deneyimini değerlendirmek
gerekir. Bu arada bu direnişte bir destek güç olmaktan öteye gidemeyen
sosyalist hareketin zaaflarını da mutlaka ele almak gereklidir.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 17 |
 Bir SEKA işçisiyle görüşme
Kendinizi tanıtır mısınız?
Sinan Taçyıldız. 17 yıllık SEKA
işçisiyim. Evliyim ve 2 çocuğum var. 40 yaşındayım. Kağıt işçisi olarak
emek veriyorum.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 16 |
 Genel kurula
doğru KESK
S. Çimen
Mücadelesini dar anlamda "üyelerin hak
ve çıkarlarını korumak" ile sınırlayan bir sendikal hareketin başarıya
ulaşması olanaklı değildir. KESK, toplumun genel çıkarlarını kendi
çıkarı olarak görmeli, ittifak politikasını ve mücadelesini bu
perspektifle sürdürmelidir. Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 16 |
 Onların ekonomisi, bizim
ekonomimiz
Cem İskender
Ekonomiye işçi sınıfının gözlüklerinden
baktığımızda, düzelme olmak bir yana, ekonominin ciddi kriz
tehditleriyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyduk. Burjuvazi
rakamlarla, istatistiklerle karşımıza çıkıyor ve diyor ki "rakamlar
yalan söylemez, işte ekonomi iyiye gidiyor, birkaç pürüzü daha hallettik
mi düzlüğe çıktık demektir." Evet rakamlar yalan söylemez, yalanları
söyleyen insanlardır. Rakamları ve istatistikleri kendi yalanlarını
inandırıcı kılmak için kullanan da işte o yalan söyleyenlerdir.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 15 |
 20 Kasım mitingi ve sendikal
hareket
İşçi sınıfına yönelik neo-liberal
saldırılar sürerken, sendikal hareket saflarında yaşanan bu gelişmeler,
hareketin önümüzdeki süreçte bu saldırılara karşı mücadeleci bir hattı
ısrarlı bir biçimde hayata geçirmesinin güç olduğunu gösteriyor. Çünkü
sendikal hareketin pratiğini hâlâ sınıf mücadelesinin yöntemlerinin
yükseltilmesinden çok, hükümetle ve patronlarla kapalı kapılar ardında
yapılan pazarlıklar belirliyor. Bu durumun yarattığı ihtiyaç ise sınıf
mücadeleci sendikacıların başını çekeceği, tabana güven verecek, tekil
saldırıları değil işçi sınıfına yönelik tüm saldırılara karşı mücadele
bayrağını yükseltecek bir sendikal odağın inşasıdır.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 14 |
 Türkiye iş “kaza”larında
Avrupa Şampiyonu
Avrupalı gelişmiş ülkelerin burjuvazileri için
Türkiye’nin en avantajlı yönlerinden biri de işgücü maliyetlerinin kendi
ülkelerindekine oranla çok düşük olması. 1996’da Türkiye’nin Gümrük
Birliği’ne dahil olmasıyla bu durumdan yararlanmaya başlayan emperyalist
Avrupa sermayesi bu durumu kendisi için daha da elverişli hale getirmek
istiyor. Dolayısıyla Türkiye’nin AB’ye üyeliği işçi ve emekçiler
açısından diğer olumsuz yanlarının yanında aşırı sömürüye tabi
tutulmaları, düşen ücretlere karşılık ağırlaşan çalışma koşullarına
maruz kalmaları anlamına geliyor.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 14 |
 Bakırköy Sümerbank’ta direniş
sona erdi
Sümerbank işçilerinin başarıya
ulaşması, sürekli işsizlik tehdidiyle daha fazla sömürülen, birçok
sektörde bırakın iş güvencesini can güvenliği dahi olmadan giderek
kötüleşen koşullarda çalıştırılan, özelleştirme saldırılarına maruz
kalan, üst üste çıkarılan yasalarla bugüne kadar verilen mücadelelerle
kazanılan hakları tırpanlanan; fakat buna rağmen henüz ciddi
mücadelelere girişmemiş olan işçi sınıfı için mücadele kıvılcımı
olabilirdi. Bu anlamda fabrika içindeki direnişin sona ermesi sadece
Sümerbank işçileri için değil, tüm Türkiye işçi sınıfı için önemli bir
kayıptır. Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 13 |
 DİSK yeniden
umut olabilir mi?
Umut Ulukan - Özgür Müftüoğlu
DİSK’in içinde bulunduğumuz süreçte,
işçi sınıfının uzun dönemli ihtiyaçlarına cevap verebilmesi ve varlığını
sürdürebilmesi kuşkusuz ki sınıfsal perspektifi doğrultusunda hareket
etmesine bağlıdır. Aksi halde, diğer konfederasyonlardan bir farkı
kalmayacaktır. Ancak yürüteceği sınıfsal mücadele ile DİSK, Türkiye
emekçilerinin yeniden umudu olabilecektir.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 13 |
 Gebze'den Saraçhane'ye 15-16
Haziran
Zehra Savaşır
Geçtiğimiz Haziran ayının 15’inde Saraçhane meydanında
15-16 Haziran işçi eylemlerinin geleneksel anmalarından biri
gerçekleşti. Direnişteki Sümerbank işçilerinin ve bazı siyasi gruplarla
kitle örgütlerinin de yer aldığı eyleme katılım özellikle Türk-İş ve
DİSK açısından sembolik bir düzeydeydi. Buna rağmen herkesin kendi
sesini hakim kılmaya çalıştığı bir kaos havasında geçen eylem ister
istemez insana 15 Haziran 1970’de, DİSK’li işçilerin sendikal
özgürlüklerini korumak için, kendi konfederasyon yöneticilerinin
kararlarını hiçe sayıp sokaklara akan on binlerce Türk-İş’li işçinin
yarattığı birlik ruhunu düşündürüyordu.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 12 |
 Sendika yasasından bugüne
KESK
S. Çimen
Kamu çalışanlarının 1990’lı yıllarda başlayan sendikal
örgütlenme mücadelesine hareketin merkezinden bakmayanların hem fikir
oldukları en az iki temel kırılma dönemi vardır. Bunlardan biri Anayasa
değişikliği döneminde Haziran 1995’te, Kızılay’da yapılan iki günlük
oturma eylemi, diğeri de sendika yasasının çıkması süreci olan 2001 yılı
yazıdır. Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 11 |
 Sınıf mücadeleci sendikacılar
göreve!
Sendikal hareket içinde işçi sınıfının güvenebileceği
bir odağın örgütlenmesine sınıf mücadelesini savunan tüm sendika
yöneticileri, şube başkanları ve yöneticileri ve işyeri temsilcileri ön
ayak olmalıdır. Türk-İş’in, KESK’in ve DİSK’in bu ihtiyacı tespit ederek
harekete geçmek gerektiğini savunan bütün unsurlarını kapsayacak olan bu
eğilim örgütlü bir biçimde kendisini açıkça ilan ettiği zaman sendika
bürokrasisinin uzaklaştırdığı pek çok sınıf mücadeleci işçi de harekete
geçecektir. Birleşik cephe yaklaşımını esas alan bu odak bayrağına sınıf
mücadelesini yazmış bütün partili, örgütlü ya da bağımsız işçilere açık
olmalıdır. Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 10 |
 Bahçelievler PTT direnişi
deneyimi
Karşımıza çıkan tüm örnekler bizi şu sonuca götürüyor:
Kapitalizmin esnek üretim ya da yalın üretim kavramlarıyla ifade edilen
bu yeni üretim sistemi, işçi sınıfının tarihsel mücadelelerle kazanılmış
haklarını hızla budayan ve mücadele ortaklığının temelini oluşturan
çıkarların ortaklığı koşulunu ortadan kaldırmayı, işçi sınıfını bölmeyi
ve izole etmeyi amaçlayan kapsamlı ve sistematik bir saldırıdır. Bu
saldırıya karşı verilecek en iyi cevap da mücadeleyi onların en
istemediği eksende örgütlemeyi gerektirir: Sınıfa, bu saldırının işçi
sınıfının tümüne yönelik olduğu bilincinin taşınmasını ve birlikte
örgütlenmeyi. Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 9 |
 Kamu reformu kapsamında
kamuda yeni istihdam ve çalışma biçimleri
İrfan Kaygısız
Sermaye kendi egemenliğini devam ettirmenin aracı
olarak devleti yeniden yapılandırıyor. Sermayenin krizini aşma amacıyla
yaptığı bu müdahale, yerleşik tüm ilişki ve yapıları sarsıyor. Bunun
kaçınılmaz sonucu bir bütün olarak işçi sınıfının kölelik koşularının
ağırlaşmasıdır. Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 8 |
 Eski şişede yeni şarap:
“Esnek güzeldir!”
Kurtar Tanyılmaz
Günümüzde “esnek birikime” dayalı istikrarlı, yeni bir
“küresel” kapitalizm evresine geçildiğine inanan “reformcu”
yaklaşımların “saf” iyimserliği karşısında, kapitalizmin krizi
derinleştikçe daha da saldırganlaşacağı ve işçi sınıfına daha fazla
bedel ödetmeye çalışacağı akıldan çıkarılmamalıdır.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 8 |
 İşçi sınıfına son yılların en
kapsamlı saldırısı:
Kamu Yönetimi Reformu
İlhami T. Doğan
Uluslararası sermayenin ideologlarının her yerde
propagandasını yaptıkları, AKP hükümeti ve Türkiye burjuvazinin
temsilcilerinin her fırsatta dillendirdiği efsane şudur: Şimdi gerekli
olan, bilgi teknolojilerini yaygın kullanan, tüm katmanları ve
mekanizmaları birbirine iletişim ağlarıyla bağlanmış, küçültülmüş ve
esnekleştirilmiş bir devlettir. Bu devlet bir şirket gibi işlemelidir.
Yurttaşları ve şirketleri müşterisi olarak görmelidir.
Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 8 |
 Kamu Yönetimi Reformu:
Esneklikte ve sendikasızlaştırmada sıra kamu emekçilerinde
Şiar Rişvanoğlu
Kamu Yönetimi Temel Kanunu, Yerel Yönetimler Reformu
ve Personel Rejimi Yasası birlikte değerlendirildiğinde merkezi hükümete
dair düzenleme çabası “yasaklama, denetleme ve daraltma” kavramlarıyla
açıklanabilecek bir anlayışla yürütülmektedir. Bu anlayış ise elbette
emperyalizmin küreselleşme aşamasının “yerelleşme-bölgeselleşme”
programıyla uyumludur. Devamı
»» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 7 |
 "Çağdaş" köleliğin "esnek"
zinciri yeni iş yasası işçi sınıfının boynunda!
Şiar Rişvanoğlu
Bundan bir süre önce Türkiye burjuvazisi tarafından
işçi sınıfına karşı başlatılan saldırı, yani 1475 Sayılı İş Yasası’nda
yapılacak değişiklik tartışmaları, tasarının 22 Mayıs 2003 tarihinde
TBMM Genel Kurulu’nda kabulü ve yasalaşması ile tamamlandı.
Hatırlanacağı gibi 15 Mart 2003 tarihinde yürürlüğe girmesi gereken “İş
Güvencesi Yasası’nın” yürürlük tarihi ile birlikte ertelenen tartışmalar
sonucu oluşan bu korkunç yasa, aşağıda ayrıntılarıyla görüleceği üzere
sermayenin “klasik kölelik” dönemine duyduğu özlemin bir göstergesi
olarak da tanımlanabilir. Devamı
»» |
| |
|
 AFL-CIO Irak savaşında Bush'a
tam destek verdi
Kemal Ülker
II. Körfez Savaşı'nı başlatmak üzere ilk cruise
füzesinin atılması ile birlikte AFL-CIO ve üyesi olan sendikalar yarım
ağızlı bir şekilde de olsa savaşa karşı çıkıyormuş numarası yapmayı
bıraktı ve Bush yönetimine koşulsuz destek verdiklerini açıkladılar. AFL-CIO
önderliği ve genel olarak Amerikan sendikal bürokrasisi bu canice ve
herhangi bir kışkırtma olmadan başlatılan emperyalist savaşa destek
vererek, toplumsal ve siyasi özünü bir kez daha bütün çıplaklığıyla
ortaya koydu ve çıkarlarını savunduğunu öne sürdüğü işçilerin değil, ABD
yönetiminin uzantısı ve Amerikan emperyalizminin maşası olduğunu
gösterdi. Devamı »» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 6 |
 İş Kanunu meclise geliyor
Esneklik yasa tasarısına karşı mücadeleye!
Ali E. Kahyaoğlu
İşçi sınıfının kazanımlarını ortadan kaldıracak "iş
kanunu değişiklik tasarısı" neredeyse bir yıldır ortalıkta dolaşıyor. Bu
tasarı sermayenin son yıllarda işçi sınıfına yönelttiği ağır saldırının
son ama en önemli kısmını oluşturuyor. Yasa tasarısı ile, patronlar emek
piyasası ve iş sürecinde fiilen elde etmiş oldukları inisiyatifi yasa
biçiminde hukuk kuralı haline getirmekle kalmıyor, sınıfın son 50 yılda
elde ettiği kazanımların büyük kısmını ortadan kaldırma imkanına
kavuşuyorlar. Yasa böylece örgütlenmenin, kolektif hareket etmenin,
dayanışmayı geliştirmenin maddi zeminini de tahrip etmiş oluyor. Dahası,
sınıfın tamamen atomize edileceği...
Devamı »» |
| |
İşçi Mücadelesi Sayı 5 |
 Metal grup sözleşmelerinde
esneklik yasalaştı
Deniz Aykanat
Türk Metal Sendikası ile Türkiye Metal Sanayicileri
Sendikası (MESS) arasında Ağustos ayından beri sürdürülen 2002-2004 grup
toplu iş sözleşme görüşmeleri 15 Kasım 2002 tarihinde metal işçileri
için çok ağır bir yenilgi anlamına gelen bir anlaşma ile sonuçlandı.
Görüşmelerin başladığı Ağustos ayından hükümetin kuruluşuna kadar geçen
süre içinde Türk Metal Sendikasının bürokratları toplu iş sözleşmesi
görüşmelerini çeşitli manevralar yaparak sürdürdüler.
Devamı »» |
|