Anasayfa » Gündemdekiler

 

Yazdırılabilir versiyonu görintelemek için tıklayın...Yazdırılabilir Versiyon

İşçilerin, emekçilerin, ezilenleri sosyalist seçeneği Sungur Savran’ın bağımsız adaylık duyurusu yapıldı

 

 

21 Haziran saat 12:30’da Çağlayan’daki Dayanışma Sendikası’nda Sungur Savran’ın İstanbul 2. Bölge’den bağımsız adaylığı ile ilgili Toplumsal Özgürlük, Ezilenlerin Kurtuluşu, Emekçi Derneği ve İşçi Mücadelesi tarafından bir basın toplantısı düzenlendi. Dayanışma Sendikası adına açılışı yapan sendika başkanı Özgür Parlak, Sungur Savran’ın adaylığının laik-İslamcı kamplaşması karşısında işçilere, emekçilere, ezilenlere üçüncü bir cepheyi adres gösterdiğini, sosyalist bir seçenek sunduğunu ve bu nedenle de basın toplantısının Dayanışma Sendikası’nda yapılmasından gurur duyduklarını belirtti.

Parlak’tan sonra söz alan Sungur Savran, Türkiye’nin 27 Nisan’da yayınlanan genelkurmay bildirisinin ardından bir darbe tehdidi altında seçime gittiğini, seçimlerin yapılıp yapılamayacağının bile belli olmadığını belirtti. Bugün burjuvazinin iki kampından birisi olan CHP’nin kesinlikle sol bir parti olmadığının işçilere emekçilere anlatılması gerektiğini belirten Savran, CHP’nin açıkça darbeci bir parti olduğunu, 12 Mart ve 12 Eylül’ün gösterdiği gibi darbelerin işçilerin, emekçilerin, Kürt halkının ve ezilenlerin çıkarı ile taban tabana zıt olduğunu ifade etti. Darbe tehdidi karşısında burjuvazinin bir diğer kampının yanına düşecek bir politika izlemenin de büyük bir hata olacağını belirten Sungur Savran, adaylığının burjuvazinin iki kampı karşısında işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin cephesini, üçüncü bir cepheyi oluşturmak için atılmış bir adım olduğunu vurguladı. Bu seçim çalışmasının işçi sınıfının ve ezilenlerin sesini taşıyabildiği sürece, onların içinde, onlarla birlikte bir faaliyet yürütüldüğü sürece anlamlı olacağını ifade eden Sungur Savran, seçim çalışmasının ilk adımının işçi sınıfının içinde yapılan bir basın toplantısı ile başlamasının böyle bir anlamının olduğunu söyledi ve Dayanışma Sendikası’na bu imkanı sağladığı için teşekkür ederek sözlerini tamamladı.

Basın toplantısına ayrıca Dördüncü Enternasyonal’in Yeniden Kuruluşu Koordinasyonu (DEYK) üyesi partilerden temsilciler de katılarak Sungur Savran’ın adaylığını ve bu adaylık çerçevesinde yürütülecek kampanyayı desteklediklerini açıkladılar. Arjantin’den katılan Partido Obrero (PO- İşçi Partisi) önderlerinden Jorge Altamira, mücadelenin yükseldiği bir bölgeden geldiğini belirterek konuşmasına başladı. 2000’li yılların başından itibaren Arjantin’den Venezüella’ya, Bolivya’dan Ekvador’a bir dizi Latin Amerika ülkesinde işçi sınıfı mücadelesinin yükseldiğini, devrimci krizler yaşandığı söyledi. Hakim sınıflar bu ülkelerde işçi sınıfı mücadelesini kontrol altına almaya çalıştıklarını, düzenle bütünleştirme çabası içine girdiklerini ifade eden Altamira, işçi sınıfının bağımsız mücadelesinin, birleşik bir işçi cephesinin, sosyalist bir alternatifin inşasının gereğine vurgu yaparak Sungur Savran’ın adaylığına ilişkin düzenlenen bu basın toplantısının bir sendika bünyesinde, işçilerin emekçilerin arasında yapılmasının önemine dikkat çekti.

İtalya’dan katılan Partito Comunista dei Lavoratori (PCL - Komünist İşçi Partisi) önderlerinden Franco Grisolia ise Sungur Savran’ın adaylığını yalnızca desteklemekle kalmadıklarını, aynı zamanda bu çalışmanın içinde yer almak istediklerini söyledi. İsrail’in Lübnan’ı işgali sırasında İtalya, Yunanistan ve Türkiye’den birliklerin işgale ortak olmak için Lübnan’a gönderilmesine karşı bu üç ülkenin devrimcilerinin, PCL, EEK ve İşçi Mücadelesi’nin birlikte, birliklerin geri çekilmesi talebiyle yayınladıkları ortak bildirinin farklı yerlerde aynı amaç etrafında mücadele etmenin en somut örneklerinden birisi olduğunu ifade etti. Sungur Savran’ın adaylığı etrafında yürütülecek kampanyayı bu çerçevede ele aldıklarını ve kendi faaliyetlerinin enternasyonalist bir perspektifle destek belirtmenin ötesine geçeceğine inandıklarını söyledi.

Franco Grisolia’dan sonra söz alan Yunanistan’dan Ergatiko Epanastatiko Koma (EEK- Devrimci İşçi Partisi) önderlerinden Savas Michail Matsas ise Ege’nin diğer yakasından geldiğini ve bugün Dayanışma Sendikası’nda yapılan basın toplantısında bulunarak Sungur Savran’ın adaylığını desteklemekten onur duyduğunu söyleyerek konuşmasına başladı. Bu desteğin bir nezaket göstergesi değil, gerçek anlamda kardeşliğin ifadesi olduğunu belirten Matsas, Yunanistan ve Türkiye’de yaşayan halkların birbirine düşman edilmesinin, patronların ve burjuvazinin çıkarına olduğunu, onların bizi birbirimize düşman etme çabalarına karşı kardeşliğimizi göstermemiz gerektiğini söyledi. Bir tek Yunanistan ve bir tek Türkiye olmadığını ifade eden Matsas, bir yanda işçilerin, emekçilerin, ezilenlerin, dünyanın lanetlilerinin Yunanistan’ı ve Türkiye’si varken diğer tarafta patronların, kapitalistlerin, hakim sınıfların Yunanistan’ı ve Türkiye’si olduğunu, ikincisine karşı her iki taraftın ezilenlerinin, işçilerinin, emekçilerinin birliğini ve kardeşliğini sağlamamız gerektiğini belirtti. Son olarak Sungur Savran’ın adaylığına verilen desteğin iki kelime ile özetlenebileceğini söyleyen Matsas konuşmasını Türkçe olarak “Yaşasın Enternasyonalizm” sözleri ile bitirdi.

Basın toplantısı daha sonra Sungur Savran’ın salondan gelen soruları yanıtlaması ile sona erdi.


| Anasayfa | Gündemdekiler | Teori & Politika | İşçi Hareketi | Ulusal Sorun | Kadın Hareketi | Gençlik |
 | Ne Savunuyoruz | Uluslararası | "Küreselleşme" | Kitaplık |
 | İşçi Mücadelesi Geçmiş Sayılar | Linkler | English | Forum | İletişim |