Anasayfa » Gündemdekiler

 

Yazdırılabilir versiyonu görüntelemek için tıklayın...Yazdırılabilir Versiyon

Gül ve Erdoğan’dan sonra Büyükanıt

Türkiye Washington’dan mı yönetiliyor?

İşçi Mücadelesi

Geçen yılın sonlarında Bush’un huzuruna çıkan Başbakan Erdoğan’dan ve Şubat başında Washington’u ziyaret eden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’den sonra ay ortasında sıra Genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt’ındı. Sivil yönetimle askeriyenin zirvesinin ardı ardına ABD başkentini ziyaret etmeleri tesadüf değil. Bu ziyaretlerin bir yandan ortak amaçları var: ABD yönetiminden Kürtlere ve Ermenilere değil Türkiye’ye destek olması için ricacı olmak. Bir de her iki tarafın da birbirine karşı bir ricası var Washington’dan: Türkiye burjuvazisinin iç savaşı bağlamında yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçiminde hükümet askere karşı, asker de hükümete karşı ABD’nin ağırlığını kendisinden yana koymasını sağlamaya çalışıyor. Bütün bunların ötesinde tabii bir de ABD’nin Türkiye’den “ricası” var: İran’daki rejimin yıkılması için Türkiye’nin desteği!

Gül’ün ve Büyükanıt’ın Washington ziyaretlerinin görünürdeki nedenleri 2007 yılı içinde Kerkük’te düzenlenmesi öngörülen referandum dolayısıyla genel olarak Kürt sorunu ve Nisan ayında ABD Temsilciler Meclisi’nin gündemine girecek olan soykırım tasarısı idi. Bu konularda ne kadar amaca ulaşıldığı kuşkulu. Temsilciler Meclisi’ndeki yeni Demokrat çoğunluğun sayesinde meclis başkanlığına getirilmiş olan ve Kaliforniya’daki Ermeni seçmenlerin etkisi altında olan Nancy Pelosi’nin Gül ile görüşmeyi dahi reddetmesi, Türkiye’nin hakim güçlerinin bu konuda bahar aylarında soğuk terler dökeceğini gösteriyor. Buna karşılık Temsilciler Meclisi’nin etkili üyesi “Türk dostu” diye sunulan Tom Lantos’un Büyükanıt’la görüşmesinin sonuçları basına pek sızmadı. Ama Lantos daha önce, Hamas lideri Meşal’in Türkiye’ye davet edilmesi karşısında büyük tepki duymuştu. Bilindiği gibi, ABD’de Türkiye’nin avukatı Siyonist Yahudi lobisidir. Son günlerde de Erdoğan’ın İsrail’de Mescid-i Aksa yakınlarında yapılmakta olan inşaat çalışmalarına karşı sesini yükseltmesi, Siyonistleri bir kez daha kızdırdı. Buna karşılık ABD genelkurmay başkanının Büyükanıt’a açıkça destek vaad ettiği anlaşılıyor. ABD ordusu tam İran’a sefere çıkma planları yaparken Ortadoğu’nun en güçlü ordularından birini karşısına almak ister mi? Bu yüzden sonuç hakkında bir kestirim yapmak zor.

Ama biz işçiler, emekçiler, anti-emperyalistler açısından bir noktaya dikkat etmek gerekiyor. ABD’de Türkiye’nin destekçileri kimler? Başkan Bush, ABD silahlı kuvvetleri, İsrail ve Siyonistler. Yani Ortadoğu’da emperyalist politikaların başlıca mimarları! Ermeni tasarısının Türkiye’yi bölmeye yönelik bir emperyalist oyun olduğunu söyleyen “ulusalcılar”, bu kirli ittifakı nasıl açıklıyorlar acaba?

Kürt sorununda ise Büyükanıt umutlu konuştu. Kerkük ve Kandil’e operasyon konusunda Büyükanıt’ın ABD’yi kararlı gördüğünü vurgulaması önemli. Genelkurmay başkanı gerçi bekleyip görmek gerektiğini söyleyecek kadar temkinli, ama açıklamalarının genel tonu da, koordinatörlük kurumunu ilk kez savunmuş olması da ABD yönetiminden ve ordusundan Kerkük konusunda olmasa bile PKK’nın ezilmesi yolunda bir takım güvenceler aldığını gösteriyor.

ABD yönetiminin Gül’ün ve Büyükanıt’ın ricaları karşılığında hiçbir talepte bulunmamış olması, bırakın dış politika uzmanlarını, günlük insani ilişkileri birazcık anlayanlar için bile düşünülmesi imkânsız bir şey. Peki bu talepler neydi? Bunlar konusunda halk bütünüyle karanlıkta bırakıldı. Belleğinizi yoklayın: bu konuda hiçbir şey duyduğunuzu hatırlıyor musunuz?

Büyükanıt, gazetecilerin bir sorusuna cevaben, İran konusunun hiç gündeme gelmediğini söylemiş. Ve eklemiş: “Biz, zaten önce kendi gündemimizi ele alırız.” ABD’ye saygıda en ufak bir kusur göstermeyen Genelkurmay başkanı, dünyanın en güçlü devleti ile masaya oturunca gündemi tek başına belirleyebileceğini mi söylüyor? Halkın buna inanacak kadar saf olduğunu mu düşünüyor? Türkiye’nin Kürt, Ermeni, hatta Kıbrıs sorunları konusundaki bitmek tükenmek bilmez ricaları karşılığında ABD’nin İran gibi güçlü bir devletle savaşmaya hazırlanırken Türkiye’den yararlanmayı düşünmeyeceğine inanmamızı mı bekliyor?

Her şeyi bir yana bırakalım. Washington’daki Türk büyükelçiliğinde yaptığı ünlü konuşmada Büyükanıt’ın kendisi Türkiye’nin büyük tehditlerle karşı karşıya olduğunu iddia ederken bu tehditler arasında İran’ı saydığını unutmak mümkün mü? Madem İran tehdit, o zaman “kendi gündemimiz” neden İran’ı da içermiyor?

Büyükanıt’ın İran konusundaki görüşmeleri halktan gizlemeye çalışması son derece tehlikeli bir takım pazarlıkların açık işaretidir. İran konusundaki pazarlıklar halka açıklanmalıdır!

 

Çankaya mücadelesi!

Büyükanıt’ın ABD ziyaretinin asli nedenlerinden biri de burjuvazinin iç savaşında ordunun Erdoğan’a ve AKP’ye karşı ABD yönetiminin kendi yanında yer almasını sağlama çabasıdır. Erdoğan’ın sonbaharda ABD’yi ziyaretinin nedeni, Çankaya’ya çıkmak için Bush’tan destek almaktı. Büyükanıt’ın karşı ziyareti de bunu engellemeye dönüktü. ABD yönetiminin bu konuda alacağı tavır ne olursa olsun, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ne kadar önem verdiğini tek bir gösterge bütün açıklığı ile ortaya koyuyor: Bush’un yardımcısı Dick Cheney’in Büyükanıt’ı kabul etmiş olması. Büyükanıt sadece Türk ordusunun komutanıdır. ABD gibi bütün dünyayı yönetmekte olan bir devletin başkan yardımcısı bir komutanla neden görüşür?

Çankaya savaşında ABD’nin kime destek vereceğini zaman gösterecek. Ama işçiler ve emekçiler açısından burjuvazinin her iki kampının da ABD’nin desteğini aramasının maliyeti açıktır: ABD, önümüzdeki dönemde Ortadoğu ve Orta Asya’ya açtığı sürekli savaşta hangi kamp kendisine sağlam ve istikrarlı bir destek vaad ediyorsa onu destekleyecektir. Sonuçta kimi seçerse seçsin, süreç Türkiye’nin emperyalist savaşın batağına daha fazla batması olacaktır.

Demek ki, işçilerin, emekçilerin, gençlerin ve elbette Kürt halkının çıkarları burjuvazinin iki kampından bağımsız üçüncü bir cephenin yaratılmasında yatıyor.

 

20 Şubat 2007


| Anasayfa | Gündemdekiler | Teori & Politika | İşçi Hareketi | Ulusal Sorun | Kadın Hareketi | Gençlik |
 | Ne Savunuyoruz | Uluslararası | "Küreselleşme" | Kitaplık |
 | İşçi Mücadelesi Geçmiş Sayılar | Linkler | English | Forum | İletişim |