|
|
Seçimlerde işçi sınıfı seçeneksiz
değil
İstanbul 2.
bölgede
Bağımsız
Sosyalist Aday: Sungur
Savran
İşçi Mücadelesi
İşçi Mücadelesi, 22 Temmuz seçimlerinde
sosyalistlerin Kürt hareketiyle ortak bir zeminde bir araya gelerek
işçilerin, emekçilerin, Kürtlerin, ezilen gençlerin, kadınların önüne bir
Üçüncü Cephe alternatifiyle çıkabilmesi için üzerine düşen çabayı gösterdi.
Fakat böyle bir birlik ancak, işçi sınıfına hitap eden bir programla ve
sosyalistlerin kendi aralarında ortak bir tavır geliştirebilmeleriyle mümkün
olabilirdi. Bunu sağlama yönündeki çabalarında İşçi Mücadelesi büyük
ölçüde yalnız kaldı. Sonuç olarak seçimlere yönelik böyle bir birlik
yaratılamamış oldu.
Üçüncü Cephe sandık başında değil, fabrikada ve
meydanlarda, işçi sınıfının gücüyle yaratılır. O güç henüz açığa çıkmamış,
sosyalistlerin çabasıyla açığa çıkmayı beklemektedir. Gelinen noktada
yaşanan olumsuzluklara rağmen seçimler, bu gücün açığa çıkarılması ve Üçüncü
Cephe’nin inşası için değerlendirilmelidir ve değerlendirilecektir.
Türkiye işçi sınıfı ve emekçiler, 22 Temmuz seçimlerinde
alternatifsiz kalmış değildir. Birçok ilde bağımsız sosyalist adaylar
gösterilmiştir ve bunlar, işçi sınıfını burjuvazinin partilerine ve onların
peşine takılan güçlere mahkum olmaktan kurtaracak bir seçenek
oluşturmaktadır. İşçi Mücadelesi de bu doğrultuda üzerine düşeni
yapmış, Türkiye’nin fiili başkenti İstanbul’un 2. seçim bölgesinden Sungur
Savran’ı aday göstermiştir.
Sungur Savran sadece İşçi Mücadelesi’nin bir adayı
değildir. Tıpkı diğer illerde ve seçim bölgelerinde olduğu gibi İstanbul 2.
bölgede de bir dizi sosyalist odak, bağımsız sosyalist adaylar etrafında
seçim çalışması yapmak üzere bir araya gelme çabalarına girişmiştir. Sungur
Savran bu ortaklığın bir adayıdır.
Savran’ın seçime girmekte olduğu bölgede, bilindiği gibi
liberal aydın Baskın Oran ile DTP’nin il başkanı Doğan Erbaş da adaydır.
Erbaş’ın adaylığı son dakikada gündeme gelmeden önce, bazı sosyalist gruplar
Savran’ın adaylığının oyları böleceği kaygısını belirtmişlerdir. Oran artık
“birlik” adayı olmadığına göre bu tartışma bitmiştir, ama öyle olmasaydı
bile Oran’ın sadece Batılılaşmış orta sınıfların AB’ci kanadından, bir de
ÖDP’lilerden oy isteyeceği ve alabileceği, 2. bölgenin geniş işçi ve emekçi
katmanlarına hitap etme zahmetine bile girmeyeceği baştan belliydi. Daha
ciddi olan Doğan Erbaş adaylığına gelince: Bu çakışma hiçbir biçimde Kürt
hareketinin temsilcilerinin seçilme olasılığını azaltacak, ezilenlerin
oylarını bölecek değildir. Sungur Savran etrafında yürütülecek çalışmada,
işçi ve emekçilere, sınıf bağımsızlığı yolunda propaganda yapılmasının yanı
sıra, Kürt halkının talep ettiği haklarına kavuşmasının, adil ve demokratik
bir barışın, bu yolda Kürt adayların meclise girmesinin yakıcı önemi de açık
bir biçimde anlatılacak, böylece Kürt hareketinin doğal nitelikleri
dolayısıyla erişemeyeceği kitlelerin Kürt mücadelesine yakınlaşması
sağlanacaktır. Böylece bağımsız sosyalist aday Sungur Savran etrafındaki
çalışma işçi sınıfıyla Kürtlerin ortak mücadelesi yolunda bölücü değil
birleştirici bir rol oynayacaktır. Bu adaylık, Üçüncü Cephe yaklaşımının bir
kenara bırakıldığı bir ortamda, gerçek Üçüncü cephe adaylığıdır.
Sungur Savran kimdir?
İşçi Mücadelesi’nin ve onun 90’lı yıllardaki öncülü
olan Patronsuz, Generalsiz, Bürokratsız Sosyalizm/Sınıf Bilinci (PGBS/SB)’nin
deneyimli sözcülerinden olan Sungur Savran, her şeyden önce, işçi sınıfının
devrimler yoluyla dünya ölçeğinde kurtuluşu mücadelesine hayatını adamış
Marksist bir devrimcidir. Türkiye’deki siyasi çalışmalarının yanı sıra,
Cakarta (2002) ve Beyrut (2004) uluslararası savaş karşıtı konferanslarda
delege olarak bulunmuş, Buenos Aires, Atina, Moskova, New York, Paris gibi
kentlerde siyasi toplantılara katılmıştır. Siyasi çalışmalarının yanı sıra
90’lı yılların başından günümüze sendikal hareketin eğitim faaliyetlerine
yoğun olarak katkıda bulunmuş, Petrol-İş, Hava-İş, Birleşik Metal,
Selüloz-İş, Eğitim-Sen gibi sendikalarda eğitmen olarak görev almıştır.
Savran, eski üniversite öğretim üyesi ve yazardır. Yazar veya derleyici
olarak Dünya Kapitalizminin Krizi (1987), Türkiye’de Sınıf
Mücadeleleri (1992), Avrasya Savaşları (2001) ve 2000’li
Yıllarda Türkiye (2003) başlıklı kitapları yayınlanmıştır. Yapıt,
Onbirinci Tez ve Sınıf Bilinci dergilerinin yayın kurullarında
görev yapmış, Özgür Gündem geleneğinde yayınlanan gazetelerde
1993-2004 arasında köşe yazıları yazmıştır. Halen Devrimci Marksizm
dergisi yayın kurulunun ve Praksis dergisi danışma kurulunun
üyesidir.
Sungur Savran 12 Eylül sonrası işçi sınıfı ve sosyalist
hareketin üzerindeki ölü toprağını henüz atamadığı bir dönemde, 1987 genel
seçimlerinde bir dizi sosyalist akımın bir arada yürüttüğü Bağımsız
Sosyalist Kampanya çerçevesinde, İstanbul’un Eyüp, Gaziosmanpaşa,
Bayrampaşa, Silivri seçim bölgesinde milletvekili adayı oldu. Daha sonra,
PGBS/SB’nin 90’lı yılların başında ortaya attığı “Emek ve Özgürlük Cephesi”
taktiğinin Kürt hareketi ve başka sosyalist bileşenlerce benimsenmesinin
ardından 1995 genel seçimleri öncesi kurulan Emek, Barış, Özgürlük Cephesi
adına Kocaeli’nde HADEP listesinden ikinci sırada aday gösterildi.
Seçim çalışmasının ana noktaları
Bugün de İşçi Mücadelesi, işçi sınıfının
burjuvaziden bağımsızlaşarak kendi cephesini kurması ve en temel hakları
için mücadele eden Kürtlerle el ele vermesi için mücadele ediyor. Sungur
Savran’ın adaylığı etrafında, İstanbul’un, işçi ve emekçilerin yoğun olarak
bulunduğu Kağıthane, Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa, Sarıyer gibi ilçeleri
kapsayan seçim bölgesinde yürütülecek çalışma, esas olarak bu cephenin
kuruluşu çalışmalarına hizmet edecek. Seçim çalışması, işçi sınıfının en
acil ve yakıcı sorunlarından hareket edecek. İşçilere ve emekçilere açık ve
somut talepler içeren bir seçim programı (Bakınız yan sayfa) götürülecek.
Bunun yanında İşçi Mücadelesi elbette ki, işçilere
ve emekçilere, hakim sınıfların emperyalistlerle işbirliği içinde yönelttiği
gerici saldırıları nihai olarak püskürtmenin ve devrimci bir çözüme
yönelmenin ancak ve ancak, ülke çapında bir Devrimci İşçi Partisi’nin, dünya
ölçeğinde ise bir Enternasyonal’in kuruluşuyla mümkün olduğunu anlatacak ve
onları bu partinin kuruluşuna katılmaya çağıracak. |