|
|
Seçim politikası
Uyuyan devi
uyandırmak için kampanya!
İşçi Mücadelesi
22 Temmuz seçimleri, Türkiye’nin siyasi hayatını
burjuvazinin iki cephesinin tekelinden kurtarmak ve işçi sınıfı ve Kürtlere
yaslanan bir Üçüncü Cephe kurmak için kullanılamadı. Bugün ortada, bir
Üçüncü Cephe’nin çekirdeği olacak bir seçim bloku yok! Hatta ortada bir
seçim bloku olduğunu söylemek bile zor. Kürt hareketi % 10 barajını delmek
için bağımsız aday taktiğini uyguluyor. Bazı sosyalist gruplar da Kürt
hareketinin gücüne yaslanarak meclise girmeye çalışıyor. Hepsi bu!
Bu durumda proleter devrimcilerin izlemesi gereken seçim
politikasının ana ekseni, bu geri düşüşe rağmen, seçim sonrasında verilecek
mücadelelere en güçlü noktadan başlayabilmek için işçi ve emekçi
kitlelerinin burjuvaziden bağımsızlaştırılması amacıyla propagandayı ön
plana almaktır. Devrimci Marksistler, bulundukları her seçim çevresinde
seçim kampanyasına aktif biçimde katılmalı, işçi ve emekçi kitlelerinin
içine derinlemesine dalarak Türkiye’nin hangi koşullarda seçimlere gitmekte
olduğunu anlatmalı, bu koşulların altında yatan burjuva cepheleşmeyi teşhir
etmeli ve işçi sınıfının burjuvaziden bağımsızlaşmasının Türkiye’nin
kördüğümünün çözümü olduğunu ortaya koymalıdır. Parlamentarist budalalığın
göremediği ve kitlelere gösteremediği gerçek açıkça ortaya konulmalıdır:
2007 seçimlerinden çıkacak meclis, çalışmasına izin verilse bile, işçi,
emekçi ve Kürt kitlelerinin yakıcı sorunlarına bir çözüm olamaz. Çözüm
fabrika ve işyerindedir, sendikal ve siyasal örgütlenmededir, sokakta ve
sınıf mücadelesindedir. Çözüm bir Birleşik İşçi Cephesi kurulmasında ve
bunun Kürt halkı ile birlikte bir Üçüncü Cephe’de birleşmesindedir. İşçi
emekçi kitlelere yoğun biçimde anlatılması gereken budur.
Seçim politikasının öteki boyutları bu ana eksen etrafında
düzenlenmelidir. Önemli bir soru, kampanyanın hangi adaylar etrafında
düzenlenmesi gerektiği sorunudur. Burada cevap, farklı katmanlara
ayrıştırılabilir. Önce Kürt halkının kendi temsilcilerini meclise sokma
konusundaki vazgeçilmez hakkını sonuna kadar savunmak gerekir. Bu hakkı
savunmak iki görevi gündeme getirir. Birincisi, Kürt adaylara karşı
uygulanacak her türlü baskıya karşı Kürt halkının haklarına kalkan olmak
öncelikli bir görevdir. İkincisi, sosyalist veya işçi adayların olmadığı
bölgelerde seçim kampanyasını Kürt adaylara destek verir biçimde düzenlemek
ve onlara oy çağırmak gereklidir.
Ama Batıda esas olan seçimi sosyalist adayların çevresinde
örmektir. Burada da karşımıza iki ayrı durum çıkmaktadır. Başta ESP olmak
üzere, bazı sosyalist odaklar çeşitli seçim bölgelerinde bağımsız aday
göstermiş bulunuyor. İşçi Mücadelesi de İstanbul 2. bölgede bir aday
gösterdi. Öte yandan, bazı seçim çevrelerinde DTP’nin onayıyla gösterilmiş
bağımsız sosyalist adaylar var. Bu durum karşısında her seçim çevresinin
koşullarına göre somut bir tavır benimsemek gerekir. Bu tavrı belirlerken
seçim politikasının yukarıda özetlenen ana ekseni belirleyicidir. Belirli
bir seçim çevresinde hangi adayın etrafında bir seçim kampanyası yapılması
Birleşik İşçi Cephesi ve Üçüncü Cephe çıkarlarına en uygunsa, bu adayın
etrafında kenetlenmek en doğrusudur. Her durumda, 27 Nisan muhtırasına
destek vermiş olan (kapıkulu olarak nitelenebilecek durumda olsun, -örneğin
İP-, ya da olmasın, -örneğin TKP-) sol güçlere herhangi bir seçim çevresinde
destek ve oy vermemek gerekir.
Nihayet, bu seçimin içinde yapılmakta olduğu ortam özel
görevler yaratıyor. Bu ortamın iki temel belirleyeni var. Birincisi seçimin
süngülerin gölgesinde yapılıyor olmasıdır. İkincisi ise sınır ötesi
operasyon olasılığının da pekiştirdiği bir biçimde Kürtlere karşı var olan
histeri ortamı ve bu ortamda faşist hareketin yükselişidir. Bu iki faktör
sosyalist, işçi ve Kürt adayların seçim kampanyası sırasında doğrudan
saldırıların hedefi haline gelmesi olasılığını arttırmaktadır. Geleceğin
Üçüncü Cephesi’nin potansiyel üyesi olan bütün hareketler, bu tür
saldırılara karşı safları sıklaştırmak zorundadır.
Üçüncü Cephe için hiçbir somut adım atılamadı. Seçimi işçi
ve emekçileri yeniden politika sahnesine çekmek için kullanmak gerekiyor.
Anlaşılmıştır ki, işçi sınıfı ağırlığını koymadan sosyalist hareket tarihin
kendisine yüklediği görevleri yerine getirme kapasitesinden yoksundur. |