|
|
“İnce Memed Çankaya’ya” kampanyası sona erdiİşçi Mücadelesi, Kasım 2006 tarihli sayısının kapağında yer alan “İnce Memed Çankaya’ya!” şiarı ile Yaşar Kemal’in cumhurbaşkanlığına halkın adayı olarak gösterilmesi için bir kampanya açtı. Solun geniş kesimleri o tarihte cumhurbaşkanı seçiminin takviminden bile habersizken başlatılan bu kampanya, İşçi Mücadelesi’nin 2006 ortasından beri izlemekte olduğu “Birleşik İşçi Cephesi” yönelişi doğrultusunda cumhurbaşkanı seçimi vesilesiyle ileri doğru bir adım atılabilmesi için planlanmıştı. İşçi Mücadelesi’nin berrak biçimde öngördüğü gibi, cumhurbaşkanı seçimi, burjuvazinin iki büyük kampı (Batıcı-laik kanat ile İslamcı kanat) arasında başlamış olan politik iç savaşın belirleyici bir muharebesi olacaktı. Bu muharebe esnasında işçi hareketi ve sosyalistler, bir ikilemle karşı karşıya kalma riski ile yüz yüzeydiler: Darbecilere karşı çıkarken Erdoğan’ı savunmak, Erdoğan’ın veya bir fikir arkadaşının cumhurbaşkanlığını reddederken darbecilerin yanına düşmek. “İnce Memed Çankaya’ya!” kampanyası, aynı zamanda, işte bu ikilemi aşmanın bir yolu idi. Zaten, bu ikilemin kendisi işçi sınıfının ve sosyalist hareketin burjuvazinin iki kampının dışında bir üçüncü cepheyi oluşturamamış olmasının somut ifadesi olduğundan, aslında bu iki amaç aynı sorunun farklı düzeylerdeki ifadelerine birer yanıttı. Aday olarak Yaşar Kemal’in belirlenmesi ise, bu büyük romancının hem 60’lı yılların sosyalist hareketinin içinden gelmesine, hem de Kürt ve Türk halklarının kucaklaşmasını sağlayabilecek olmasına dayanıyordu. Bazı konularda, özellikle Avrupa Birliği’ne olumlu bakması dolayısıyla, Yaşar Kemal elbette İşçi Mücadelesi’nden farklı bir siyasal tavra sahipti, ama bu geniş bir cephe çalışması açısından ikincil bir sorundu. İşçi Mücadelesi, geçtiğimiz altı ayda, “İnce Memed Çankaya’ya!” kampanyasını hem kendi gücüyle yürüttü, hem de öteki sosyalist akımlarla birlikte daha geniş bir kampanya yürütebilmek için çaba gösterdi. İşçi Mücadelesi’nin kendi çalışmaları arasında şunlar sayılabilir: gazete ve internet sitesi aracılığıyla propaganda yapıldı; iki ayrı boyutta sticker Türkiye’nin çeşitli kentlerinde yaygın biçimde sokaklara ve meydanlara yapıştırıldı; bir blog sitesi temelinde sanal oylama olanağı oluşturuldu, binlerce insan oy kullandı; yaygın bir elektronik posta adresi veri tabanından hareketle on binlerce büro çalışanına kampanya haberi ulaştırıldı ve bir bölümünden olumlu tepkiler alındı; birçok siyasi toplantıda ve sendikal ortamda kampanya hakkında bilgi verildi ve propagandası yapıldı. Elbette, kitlesel bir kampanya yürütebilmek ve Yaşar Kemal’i burjuvazinin iki kampının cumhurbaşkanı seçimindeki tavrından bağımsız olarak halkın adayı haline getirebilmek için başka siyasi akımlarla, giderek sendika hareketi ile birlikte çalışmak gerekiyordu. Çünkü Yaşar Kemal ismi etrafında bir kampanya aslında milyonların desteğini alabilecek bir nitelik taşıyordu. İşçi Mücadelesi, bu yönde girişimlerine kampanya fikrinin ortaya atılmasının hemen ertesinde başladı. Ocak ayının sonundan itibaren, yani cumhurbaşkanı seçimine üç ay süre varken başlayan ve Nisan başına kadar süren bir süreç içinde, sayısı en az yirmi olan sosyalist ve devrimci demokrat siyasi çevreye ve Kürt hareketine kampanya önerisi götürüldü. Öneri iki ayrı tepkiyle karşılaştı. Bir öbek ya cumhurbaşkanı seçiminin düzenle bağ kurmak anlamına geleceğini, ya da bugünkü konjonktürde görevin anti-demokratikl baskılar karşısında direnmek (yani doğrudan doğruya AKP’nin adayının seçilme hakkını savunmak) olduğunu ileri sürerek kampanyaya katılmayı reddettiler. Bir başka dizi akım ise, kampanyayı anlamlı buldu. Ama bunların bir kısmı hem öncesinde, hem de kampanya sırasında son derecede ağır davrandı. Böylece, kampanyayı kitleselleştirmek için hem yeterli destek gelmedi, hem de zaman kalmadı. Buna rağmen son aşamada, İşçi Mücadelesi ile birlikte davranan Emekçi Hareket Partisi (EHP), Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP), Sosyalist Emek Hareketi (SEH) ve Sosyalist Dayanışma Platformu (SODAP) tarafından birlikte düzenlenen imza kampanyası, değişik eğilimdeki aydınlardan ciddi bir destek gördü. Kampanyanın aldığı tepkilerden, yeterince çalışılsaydı ve zaman iyi kullanılmış olsaydı bu kampanyanın çok yaygın bir destek görebileceği kolaylıkla anlaşılıyordu. 27 Nisan muhtırası ile birlikte, İşçi Mücadelesi’nin bir yıla yakın süredir öngördüğü gibi, burjuvazinin politik iç savaşının Çankaya muharebesi bir darbe tehdidiyle sonuçlanmıştır. Cumhurbaşkanı seçimi mahkemelik olmuştur. Bu gelişme siyasi durumu ve buna bağlı olarak öncelikli görevleri elbette ciddi biçimde değiştirmiştir. İşçi Mücadelesi bu görevleri 28 Nisan sabahından itibaren canla başla üstlenmiş ve muhtıranın karşısında bir barikat oluşturulması için yoğun bir çalışmaya girmiştir. Ancak “İnce Memed Çankaya’ya!” kampanyasının yapılmış, emekçi halk saflarından burjuvazinin iki kampından bağımsız bir adayın gösterilmiş olması, bu kampanyayı destekleyenlere yeni siyasi durumda bütünüyle sağlam bir siyasi konum sağlıyor. 27 Nisan muhtırasından sonra öncelikli görev darbeciliğe cepheden karşı çıkmaktır. Ama bu karşı çıkış ABD ve AB emperyalizmlerinin yandaşı, işçi-emekçi düşmanı AKP hükümetinden ayrı yürüyerek gerçekleştirilmelidir. “İnce Memed Çankaya’ya!” kampanyasını yürütmüş olmak, tam da bu bağımsızlığın güvencesidir. İşçi Mücadelesi için muhtıra bir sürpriz olmak bir yana, gerçekleşeceği hemen hemen kesin olan bir olasılıktı. Yaşar Kemal’in halkın adayı olarak gösterilmesinin bir nedeni de (daha baştan açıkça belirtildiği gibi) burjuvazinin iki kampından bağımsızlık sağlanmasıydı. Dolayısıyla, Yaşar Kemal kampanyasını işçi emekçi kitlelere duyurmakla muhtıraya ve darbe olasılığına karşı çıkmak aynı görevin iki veçhesidir. Bu yüzdendir ki, İşçi Mücadelesi muhtıraya ve darbe olasılığına karşı düzenlenen bir imza kampanyasına da daha tasarım aşamasından başlayarak aktif biçimde katılmıştır. İki kampanyanın metinlerine ve imzacıların bu sayımızda birlikte yer vermemizin nedeni de bu ikisi arasındaki bütünselliktir. “İnce Memed Çankaya’ya!” kampanyası son derece isabetli bir siyasi inisiyatif olarak işlevini görmüş ve tarihte yerini almıştır. Şanslı bir rastlantı sonucunda bu kampanya İnce Memed romanının yayınlanışının 50. yılını yaşadığımız 2007’de yapılmıştır. Bu kampanyayı bilge bir anlayışla karşılayan büyük yazarımız Yaşar Kemal’e buradan teşekkürü borç biliriz. İnce Memed bizden hiç ayrılmayacak. Romanın kahramanı Memed daha gencecik bir delikanlı iken, içinde zaman zaman sömürücü hakim sınıflara karşı kabaran bir isyan hissi, bir sınıf kini duyar. O hissi içinde duyduğunda incecik, bıçak gibi bir çelik ışıltısı gelir gözlerine yerleşir. İşte bu ışık bize hep yol gösterecek. |
| | Anasayfa |
Gündemdekiler |
Teori & Politika |
İşçi Hareketi |
Ulusal Sorun |
Kadın Hareketi |
Gençlik | |