|
|
|
DİSK’in 1 Mayıs Taksim kararı
Taksim işçilerle güzeldir!
DİSK bir çağrı yayınlayarak 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlayacağını açıkladı. KESK ve TMMOB ile birlikte bir dizi siyasi oluşum ve parti de bu açıklamaya destek verdi. İşçi Mücadelesi olarak biz de bu çağrıyı destekliyor ve 1 Mayıs’ın gerçek yeri olan Taksim’de kutlanması için elden gelenin yapılmasını istiyoruz. Ama bunun anlamlı olması için, Taksim’e çıkmayı önüne hedef olarak koyan sendika ve kitle örgütlerinin tabandaki işçiyi, kamu çalışanını ve bütün emekçileri meydana taşımak için gerçek bir seferberlik ilan etmesi gerekiyor. Taksim işçinin mavi tulumuyla güzelleşir!
1 Mayıs, işçi sınıfının uluslararası bayramı olarak mücadeleci işçilerin eylemleri sonucunda kazanılmıştır. Türkiye’de de 1 Mayıs’lar her zaman işçi sınıfının mücadele günü olmuştur. 1 Mayıs’ın kitlesel olarak kutlanması 70’li yıllarda Taksim Meydanı’nda başlamıştır. 400 bin işçinin alanı doldurduğu olmuştur. Taksim 1 Mayıs’la o kadar özdeşleşmiştir ki işçi sınıfı için 70’li yıllarda asıl adı 1 Mayıs Meydanı haline gelmiştir. Bu meydan 1 Mayıs 1977’de ise faili devlet olan bir katliama sahne olmuştur. Bu sene 1977 katliamının 30. yılı. Taksim’de 1979’dan bu yana 1 Mayıs mitingleri yapılamıyor. 1 Mayıs günü alanda basın açıklaması yapmak isteyen gruplar dahi saldırıya uğruyor. Oysa pop konserlerinden tutun da, futbol maçı kutlamalarına kadar 1 Mayıs meydanı bir toplanma alanı olarak kullanılmaktadır. Taksim Meydanı 28 yıldır işçilere yasaklanmıştır. 1 Mayıs’ın 1979’da sıkıyönetim komutanlığı tarafından İstanbul’da yasaklanmasını, başta 12 Eylül darbesi olmak üzere işçi sınıfına yönelik büyük bir saldırı dalgası izlemişti. 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak işçi düşmanı 12 Eylül’e hayır demektir. Taksim’e çıkmak ancak bu bakış açısıyla anlamlıdır. Yoksa ’77 1 Mayıs’ının 30. yıldönümü veya DİSK’in 40. yıldönümü diye Taksim’e çıkılmaz. Taksim’de 1 Mayıs, bir fotoğraf albümünün sararmış sayfalarına bir yenisini eklemek için değildir. Yaşayan sınıf mücadelesinin bir adım ileri atması içindir. Hele hele bir bürokrat milletvekili olmak istiyor diye sol manevralar yapma ihtiyacını duyuyorsa, 1 Mayıs buna alet edilemez. Amaç 12 Eylül’e hayır demek, geçmişte DİSK’te somutlaşmış olan sınıf için sendikacılığı canlandırmak olmalıdır. 12 Eylül’e hayır demek, işçi sınıfının 70’li yıllardaki muazzam mücadelesiyle buluşmak, işçileri kitleler halinde Taksim’e kazanmakla mümkündür. DİSK’in, KESK’in ve öteki kitle örgütlerinin içindeki diri unsurlar, sınıf için sendikacılık yapan sendikalar, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına bu anlamı vererek işçileri ve kamu çalışanlarını bölük bölük Taksim’e taşımak için seferberlik ilan etmelidirler. Taksim kararı ancak o zaman gerçek anlamını kazanacaktır. Bunun için sendikalar ve öteki kitle örgütleri, örgütlü oldukları işyerlerinde patronların ve müdürlerin 1 Mayıs’ta işçilere izin vermeleri için mücadele etmelidir. 1 Mayıs eylemliliği Nisan’ın ilk günlerinden fabrikalara, işyerlerine, mahallelere ve okullara yayılmalıdır. Ayrıca, bu çağrı tüm işçi sınıfını ve tüm işçi örgütlerini kapsamalıdır. 1 Mayıs bu anlamda bir bölünmenin değil tersine birliğin ve birleşik bir işçi cephesi oluşturmanın alanı olmalıdır. DİSK ve KESK’in yanı sıra diğer işçi sendikaları da bu çağrıya ortak olmalıdırlar. Türk-İş ve Hak-İş içerisindeki sınıf mücadeleci işçiler ve sendikacılar konfederasyonlarının bu yönde tavır alması için harekete geçmelidirler. Kürt işçi ve emekçilerinin de kitlesel biçimde alanda olması için her türlü çaba sarfedilmeli, devletin olası provokasyonlarına karşı tek vücut olarak karşı durulmalıdır. Taksim’i kazanmak için fiili mücadele gerek Bugün hâlâ 12 Eylül’ün kurduğu işçi düşmanı rejim altında yaşıyoruz. Patronlar ve onların politik temsilcisi olan bütün büyük partiler, işçi sınıfının mücadelesinin yükselmesinden veba gibi korkuyor. Emniyet, Taksim’i işçilere kapatmanın kendisi için tarihsel bir mevzi olduğunu düşünüyor. Taksim’in kazanılması kolay olmayacaktır. Kimse müzakerelerle, politik manevralarla bu alanın kazanılabileceğini sanmamalıdır. Taksim alanının kazanılması ancak fabrikalardan, işyerlerinden başlayan ve alanlara taşan bir seferberlikle mümkündür. Miting yapılması için yasal izin bile bu tür bir seferberliğin varlığı sayesinde çok daha kolay alınabilir. İşçi sınıfının sınıf mücadeleci unsurları, 2004 1 Mayıs’ında da Taksim’e çıkma kararı verilmiş olduğunu, ama daha sonra sürecin gereksiz yere iki ayrı 1 Mayıs kutlamasıyla ve Taksim diyenlerin Saraçhane’den Yenikapı’ya yürümesiyle sonuçlandığını gayet iyi hatırlamaktadır. Öyleyse, sözümüzün ağırlığına karşılık verecek bir seferberliğe! Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın işçilerin birliği! |
| | Anasayfa |
Gündemdekiler |
Teori & Politika |
İşçi Hareketi |
Ulusal Sorun |
Kadın Hareketi |
Gençlik | |