|
|
Mersin Serbest Bölge’de Fiili GrevMersin Serbest Bölge'de 35 işyerinde çalışan toplam 3 bine yakın işçi 17 Mart 2007’den itibaren bir hafta boyunca eylemdeydi. Tamamı tekstil sektöründeki fabrika ve atölyelerde çalışan işçiler, haftada 45 saat çalışmaları gerekirken, hem de son derece sağlıksız ve ağır koşullarda yüz saat çalışıyor ve fazla mesai ücretlerini bile alamadıkları gibi, fazla mesaiye kalmayanlar tehdit ediliyor, hakaret ve tacize varan uygulamalara maruz kalıyor. İşçilerin çoğunluğu sigortasız, SSK'lı olan az sayıdaki işçi de, bir işveren klasiği olarak, ayda 30 gün çalışmasına rağmen 10 ya da en fazla 20 gün çalışıyormuş gibi gösteriliyor. İşçiler en temel ihtiyaç olan suyu bile ilkel yöntemlerle kuyudan karşılıyor ve yapılan analizlerde sağlıksız olduğu belirlenen bu sudan dolayı daha önce onlarca işçi hastanede tedavi gördü. Bu nedenle şişe suyu kullanmak zorunda kalan işçiler, içtikleri suyun parasını her ay 5 YTL olmak üzere işverene veriyor. Rezalet bununla da bitmiyor: İşçiler tuvalete gitmek için bile bir kart dolduruyor ve sırayla tuvalete gidiyorlar. Oysa mevzuata göre; işveren, işçinin sağlığını korumak ve çalışması için uygun ve sağlıklı koşulları hazırlamak, yani örneğin suyu ücretsiz vermek zorunda. Bu korkunç koşullara daha fazla dayanamayan işçiler 17 Mart’ta, eylemi kırmak ve işçilerin dayanışmasını bölmek için “Eylemi kapıda değil kendi iş yerlerinizde yapın” diyen işverene rağmen Serbest Bölge’nin kapısında fiili greve başladı. İşçilerin bu kendiliğinden eyleminde talepler ise son derece basitti:
· Fazla mesai ücretlerinin ödenmesi ve artırılması · Sigorta primlerinin tam ödenmesi · İşçilere yönelik tehdit, hakaret ve tacize varan uygulamaların son bulması · İş güvenliği önlemlerinin alınması · Ücretlerin zamanında verilmesi
Eylem üzerine Bölge’ye gelen sendikacılarla görüşmeyi, işçinin sendikayla ilişki kurmasını, sendikalı olmasını engellemek düşüncesiyle reddeden işverenler, eylem başladıktan sonra firmalar üzerinden örgütlenmesi üzerine firma isimlerini değiştirmeye başladı. İşçilerin eylemini, “yasaları” öne sürerek engellemeye çalışan yetkililer, patronlar mağdur olmasın diye yapılan tüm yasadışı uygulamalara ise sessiz kaldı. Serbest Bölge girişinde, Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü, Serbest Bölge Emniyet Amirliği, Serbest Bölge Müdürlüğü ve Serbest Bölge İşleticisi Anonim Şirketi’nin (MESBAŞ) kontrol noktası olmasına rağmen kendilerine, başkalarına ait üzerinde oynama yapılmış giriş kartları verilen “grev kırıcı” işçiler, kontrol noktalarından sorun yaşamadan geçtiler. Hatta bazı patronlar, önceden kadın işçilerin kullandığı kartlara erkeklerin ismini yazarak kullanmalarını sağladılar. Grevi kırmak için her yolu deneyen patronlar işi, Rebeka firması (eylem nedeniyle firmanın ismi Trent olarak değişiyor) örneğinde olduğu gibi içeride çalışan işçilerin çıkmasını engellemek için fabrika kapılarını kilitlemeye kadar vardırdı. Anlatılmaya değer bir başka olay ise Serbest Bölge’deki camide, cuma namazında yaşandı. Cuma namazına giden işçilerin söylediklerine göre imam verdiği vaazda işçilere; “Siz 3 gömlek dikiyorsunuz ve parasını alıyorsunuz. Bu iş için beş gömlek fazlasını isterseniz günah işlersiniz. Bir an önce işinizin başına dönün” diyerek grev kırıcıların literatürüne bir de “grev kırıcı imam”ı eklemiş oldu. Bir haftalık eylem sürecinin sonunda, taleplerinin çoğunluğunun işverence kabul edilmesi (ya da, daha doğrusu “kabul edildiğinin söylenmesi”) üzerine topluca işe dönme kararı alındı. Ancak birçok firmada işçi temsilcisi veya sözcüsü olarak bilinen veya basına açıklama yapan 500 kadar işçi işten atıldı. İşten çıkarılanların çoğunluğunun 4 ila 6 yıldır çalıştığını söyleyen işçiler, patronların çalışan işçilere gözdağı vermek ve atılan işçilerin tazminat haklarını ellerinden almak için bu yolu tercih ettiğini belirtti. İşten atılan işçiler, işe iadelerinin sağlanması için İş Mahkemesi’ne toplu olarak dava açacak. Eylemi bitirme kararını, her işletmeden temsilcilerin katıldığı bir toplantıda açıklayan işçiler; "Eylemimiz kendiliğinden başladı ve uzun sürdürmenin yeterli hazırlığı yapılmadı. Eylemimizi güvenceye alacak bir sendikal aracımız da yok. En önemlisi de patronlara, işçinin karar alıp iş bırakarak toplandığını ve karar alıp dağıldığını göstermemiz lazım. Patronların, ‘işçiler parçalandı, kendiliğinden dağıldı' dediği bir tablonun yaşanmaması için biz topluca işbaşı yapıyoruz" diyerek ekledi: “Serbest Bölge’de olanları herkes duydu ve gördü. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. İşçiler uyandı. Biz mücadelemizi sürdüreceğiz!"
İşçi Mücadelesi diyor ki
İşçi sınıfının tek ihtiyacı örgütlülük!
“İşyerleri parçalanıyor, işçi sınıfı küçük işyerlerinde dağınık çalışıyor, zaten Türkiye’de hak mücadelesi geleneği yok, Müslüman toplumlarda mücadele olmaz, sınıf mücadelesi konusunda umut besleyenler kendilerini oyalıyorlar.” Bu tür düşünceler bugün kendini solda gören insanlar arasında o kadar yaygın ki! Mersin Serbest Bölge fiili grevi bu insanlara bir “uyan!” borusudur! Esnek çalışmanın en ileri biçimlerini hayata geçiren Serbest Bölgelerden İzmir’de bir süre önce yaşanan eylemlerden sonra, şimdi de Mersin’de iki bin dolayında işçi bütünüyle kendiliğinden bir eylemle ayağa kalktı ve bir hafta süren bir fiili grevle Bölge’yi sarstı. Grev hiçbir kazanım elde edilemeden sona erdi, ama Mersin işçisi işçi sınıfına, sendikalara ve sosyalist harekete büyük bir ders verdi: İşçi sınıfı mücadeleye hazırdır, eksik olan örgütlenmedir.
Öyleyse, sınıf için sendikacılık yapacak sendikalar için ileri! Devrimci bir işçi partisi için ileri! |
| | Anasayfa |
Gündemdekiler |
Teori & Politika |
İşçi Hareketi |
Ulusal Sorun |
Kadın Hareketi |
Gençlik | |