|
|
|
| |
28 Temmuz 2007 |

Adaylığımızın anlamı nerede gizli?
İşçi Mücadelesi
Tarihte öyle
dönemler ve anlar vardır ki, siz bir adım öne çıkmasanız da, önde olmak için
çaba harcamasanız da, diğerlerinden bir adım önde olursunuz. Çünkü yanınızda
duran herkes bir adım geri çekilmiştir. Artık siz de ya onlarla beraber geri
çekileceksinizdir ya da tarihin ve hayatın size yüklediği görevi kabul edip
daha da ileri gitmek için yükleneceksinizdir.
Devamı>
|
| |
25 Temmuz 2007 |

AKP seçim muharebesini kazandı,
burjuvazinin iç savaşı sürüyor,
3.
Cephe görevi devam ediyor!
İşçi Mücadelesi
2007
genel seçimleri AKP’nin zaferiyle sonuçlandı. Normal durumlarda 5 yıl
boyunca iktidarda kalan bir partinin rekor oyla yeniden seçilmesi sistemin
istikrarına ve güçlü olduğuna işaret eder. Oysa Türkiye’de AKP’nin seçim
zaferi hem ciddi bir siyasal krizin sonucu olarak ortaya çıktı hem de yeni
krizlerin içerisinden türeyebileceği yeni bir siyasal ortam yarattı.
Devamı> |
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #21 |

Kriz, seçim, parti!
Türkiye derin bir kriz içinde çırpınıyor. ABD ve
müttefiklerinin Ortadoğu’da başlattığı emperyalist savaş Türkiye’nin içinde
yer aldığı bölgede ardı ardına patlamalar yaratıyor. Türkiye’de patronlar
sınıfının iki kanadının Türk Silahlı Kuvvetleri ve AKP etrafında girdiği
politik iç savaş ülkeyi sarsıntıdan sarsıntıya sürüklüyor. Kürt halkının
meşru taleplerine karşı bilinçli biçimde tırmandırılan şovenizm ve savaş
kışkırtıcılığı, katliamdan etnik iç savaşa kadar korkunç olasılıklar
yaratıyor. Bunlar sınır ötesi savaş tehdidi ile birleşerek katlanıyor.
Devamı> |
|
Devrimci Marksizm
Teorik
- Politik dergi
4. SAYI ÇIKTI!
Nedret Kaya
Kadın sorunu üzerine tezler
Işık Yüksel Türkiye'de kadın hareketinin krizi
Özgür Sevgi Göral
Türkiye'de feminist hareket
Gülay
Ünüvar-Gunnar Westin
İsveç kadın hareketi
Arşiv Marksistler ve Kadın
Ahmet
Öncü
"Yetkin mühendis" ve işçi sınıfı
Dave Crouch Bolşevikler ve İslam
|
| |
7 Temmuz 2007 |

Neden aday oldum?
Sungur Savran
Bugün Türkiye’de üç ayrı savaş yaşanıyor. Birincisi,
burjuvazinin iç savaşı. Yani politik bir savaş. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin
himayesinde toplanmış olan darbeci güçler ile AKP’nin temsil ettiği gerici,
neoliberal güçler arasında süregiden savaş bu. İkincisi, Kürt sorunu
dolayısıyla verilen ve sınır ötesine taşması ihtimal dahilinde olan savaş.
Yani askeri bir savaş. Ama bir üçüncü savaş var ki, bunun kimse sözünü
etmiyor.
Devamı> |
www.emekcininadayi.net İstanbul 2. Bölge Emekçiye Bağlı Sermayeden Bağımsız Sosyalist Aday'ı Sungur Savran'ın konuşmalarını aşağıdaki bağlantılardan izleyebilirsiniz:
Basın toplantısı - 1
Basın toplantısı - 2
Uluslararası toplantıdaki konuşması - 1
Uluslararası toplantıdaki konuşması - 2
| Haber... |
27 Haziran 2007 |

Sanovel işçilerine uluslararası destek!
Geçtiğimiz Cumartesi günü Petrol-İş Genel Merkezinde
yapılan “Enternasyonalle Kurtulur İnsanlık” başlıklı uluslararası toplantıya
katılmak için Arjantin’den İstanbul’a gelen Partido Obrero (İşçi Partisi)
önderi Jorge Altamira 27 Haziran Çarşamba sabahı, Petrol-İş sendikasına
üye oldukları için işten atılan Sanovel İlaç fabrikasının işçilerini ziyaret
etti.
Devamı> |
| Haber... |
21 Haziran 2007 |

İşçilerin, emekçilerin, ezilenlerin sosyalist seçeneği Sungur Savran’ın
bağımsız adaylık duyurusu yapıldı
21 Haziran saat 12:30’da Çağlayan’daki Dayanışma
Sendikası’nda Sungur Savran’ın İstanbul 2. Bölge’den bağımsız adaylığı ile
ilgili Toplumsal Özgürlük, Ezilenlerin Kurtuluşu, Emekçi Derneği ve İşçi
Mücadelesi tarafından bir basın toplantısı düzenlendi.
Devamı> |
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #20 |

Devrimci Marksizmin seçim politikası
İşçi sınıfının kurtuluşu seçimle
değil devrimle olacak. Türkiye’de kapitalizm devrimle ortadan kaldırılacak.
Bu da yetmeyecek, nihai kurtuluşu sağlayabilmek için kapitalizmin en ileri
biçimi olan emperyalizmin hakimiyetini tarihe gömecek olan dünya devriminin
zaferi gerekecek. Ama oraya giden yolda Marksistler her fırsatta, en küçük
ekonomik mücadeleden en büyük siyasi krize kadar her mücadelede, işçi
sınıfının bu gaddar sisteme karşı sınıf bilincini geliştirmesi ve kazanımlar
sağlaması için somut müdahalelerde bulunmak zorundalar. Seçimler bu somut
müdahalenin en belirgin örneklerinden biri.
Devamı> |
| |
18 Haziran 2007 |

“Kitlesel refleks” mitinglerine
tek bir işçi-emekçi vermeyelim!
İşçi Mücadelesi
Normal günler yaşamıyoruz. Yıllardır birikmekte olan
sorunlar Türkiye’yi hızla patlamalı bir aşamaya doğru taşıyor. Olan biten
karşısında işçi ve emekçi hareketi aktif tavır almaya zorlanıyor. Çok hassas
bir dönemde alınacak kararlar bu toprakların işçilerinin, kamu
çalışanlarının ve meslek örgütü üyelerinin geleceğini belki de uzun yıllar
boyunca belirleyecek. Hareket belirli kararlar vermeye, kendisi istese de,
istemese de zorlanıyor.
Devamı> |
| |
14 Haziran 2007 |

Seçimlerde işçi sınıfı
seçeneksiz değil
İstanbul 2. bölgede
Bağımsız Sosyalist Aday:
Sungur Savran
İşçi Mücadelesi
Türkiye işçi sınıfı ve emekçiler, 22 Temmuz seçimlerinde
alternatifsiz kalmış değildir. Birçok ilde bağımsız sosyalist adaylar
gösterilmiştir ve bunlar, işçi sınıfını burjuvazinin partilerine ve onların
peşine takılan güçlere mahkum olmaktan kurtaracak bir seçenek
oluşturmaktadır. İşçi Mücadelesi de bu doğrultuda üzerine düşeni
yapmış, Türkiye’nin fiili başkenti İstanbul’un 2. seçim bölgesinden Sungur
Savran’ı aday göstermiştir.
Devamı> |
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #20 |

İşçi sınıfı olmadan Üçüncü Cephe olmaz!
27 Nisan
muhtırasıyla Türkiye yeni bir askeri müdahale dönemine girdi. Bu dönem devam
ediyor ve 22 Temmuz seçimleri de bu dönem içerisinde gerçekleştirilecek.
Dolayısıyla seçim, şartlı bir seçim olacak.
Devamı> |
| |
11 Haziran 2007 |

TSK'nın ikinci muhtırası
Askeri
müdahale derinleşiyor
İşçi Mücadelesi
Türk Silahlı Kuvvetleri 8 Haziran gecesi, 27 Nisan’ın
ardından ikinci muhtırasını yayınladı. Bu muhtıra, 27 Nisan’la Türkiye’de
beşinci askeri müdahale döneminin başlamış olduğu ve bunun daha da
derinleşebileceği yönündeki tespitimizi açık bir biçimde kanıtlamıştır.
Devamı> |
| |
10 Haziran 2007 |

Seçim politikası
Uyuyan devi
uyandırmak için kampanya!
İşçi Mücadelesi
22 Temmuz seçimleri, Türkiye’nin siyasi hayatını
burjuvazinin iki cephesinin tekelinden kurtarmak ve işçi sınıfı ve Kürtlere
yaslanan bir Üçüncü Cephe kurmak için kullanılamadı. Bugün ortada, bir
Üçüncü Cephe’nin çekirdeği olacak bir seçim bloku yok! Hatta ortada bir
seçim bloku olduğunu söylemek bile zor. Kürt hareketi % 10 barajını delmek
için bağımsız aday taktiğini uyguluyor. Bazı sosyalist gruplar da Kürt
hareketinin gücüne yaslanarak meclise girmeye çalışıyor. Hepsi bu!
Devamı> |
| |
8 Haziran 2007 |

Sosyalist hareketin sol kanadının miyopluğu
İşçi Mücadelesi
İşçi Mücadelesi, uzun
bir süredir savunduğu Üçüncü Cephe’nin inşası için cumhurbaşkanı seçimini ve
genel seçimleri bir sıçrama anı olarak değerlendirmeye yarayacak taktikler
önerdi. Genel seçimlerde bu taktik Kürt hareketini ve işçi sınıfının diri
unsurlarını bir araya getirmekti. Bunun gerçekleşebilmesi için, daha önce
cumhurbaşkanı seçiminde Yaşar Kemal kampanyası etrafında bir araya gelmiş
olan gruplara yenileri eklendi.
Devamı> |
| |
7 Haziran 2007 |

Kimden bağımsız?
Birbirinden
bağımsız adaylar!
İşçi Mücadelesi
Kürt hareketi ve sosyalist sol
“Üçüncü Cephe”nin seçimlere yönelik olarak kuruluşunu yüzüne gözüne
bulaştırdı. Ortada ne bir cephe var, ne de cephe denebilecek bir şey olsa
bile bu, “üçüncü” adını hak edecek bir niteliğe sahip! 1995 ve 2002
seçimlerinde kurulan ittifaklar seçime Kürt partilerinin çatısı altında
girmiş olsa da, ortada bir Blok vardı. İlkinde Emek, Barış, Özgürlük Bloku,
ikincisinde ise Emek, Barış, Demokrasi Bloku, Kürt partilerinin kimliğini
aşan, farklı siyasi akımları bir araya getiren gerçek güç birlikleri idi.
Bugün ortak bağımsız adayların taraftarlarına sorun “sizi ne bir araya
getiriyor?” diye. Bir program, bir talepler dizisi bir yana, ortada bir güç
birliği adı bile yok! “Bin Umut adayları” sözü zaman zaman ediliyor. Şiir,
politikaya destek olabilir, ama politikanın yerini aldığında, bilin ki bu
politikanın iflasıdır!
Devamı>
|
| Haber |
30 Mayıs 2007 |

Dil-Tarih'te satırlı, bıçaklı saldırı
Ankara’dan İşçi Mücadelesi
okurları
ANKARA –
(30/05/2007)
Son dönemlerde Kürtler ve devrimciler üzerindeki baskılar gittikçe artmakta.
Son olay Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde yaşandı.
Devamı>
|
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #19 |

Novamed’de grev ve umut
Geçtiğimiz günlerde İşçi
Mücadelesi Gazetesi olarak Antalya Petrol-İş Örgütlenme Bürosunda Novamed
direnişindeki üç kadın işçi arkadaşımız ile bir görüşme gerçekleştirdik.
Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim, yüzlerindeki umut ışığı ve direnme
kararlılığı bizim de gönüllerimize umut ekti.
Devamı> |
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #19 |

Tarih: 1 Mayıs
Saat: 00:01
Toyotetsu işçisi bayramın ilk mücadelesini
veriyor!
1 Mayıs sabahı ülkenin birçok
yerinden otobüslerle İstanbul’a gelmek isteyenler, otoban gişelerinde,
yollarda durduruluyordu. Yavaş yavaş toplanmaya başlayan kitleler polis
terörüyle karşılaşıyordu. Bekleyenler ve baskılarla karşılaşanlar sadece
onlar değildi. Gebze Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Toyotetsu işçileri 1
Mayıs’ın ilk saatlerinden itibaren fabrikalarının önünde haklarını
arıyorlardı. Onlarınki 1 Mayıs’ın ilk işçi mücadelesiydi.
Devamı>
|
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #19 |

1 Mayıs 1977 Katliamı’nın 30. Yıldönümü
1 Mayıs 1977 Katliamı, Türkiye burjuvazisinin işçi-emekçi kitleler
üzerindeki tahakküm aygıtı olan devletin ayrılmaz parçası kontrgerilla
tarafından gerçekleştirilmiştir. Katliamın amacı 1970’li yıllarda sıçrama
yapan işçi-emekçi hareketinin, devrimci-sosyalist mücadelenin tehdidi
altındaki sermaye egemenliğini korumaktır.
Devamı> |
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #19 |

Askeri müdahale tartışması (yine)
bitmiştir
Sungur Savran
Bu satırların yazarı, 1990’lı
yılların neredeyse tamamı boyunca Özgür Gündem geleneğindeki basında köşe
yazarlığı yapmıştı. 1995’te Erbakan’ın başbakanlığında Refahyol hükümeti
kurulunca, o köşedeki yazılarımızda solu ve Kürt hareketini uyarmaya
başladık. Kürt sorunu Türkiye’nin siyasi sistemini fena halde hırpalamıştı.
İşçi sınıfı 1989’dan beri çok ciddi bir mücadelecilik gösteriyordu. Bunların
üzerine Erbakan’ın izlediği politika eklenince Türkiye’nin ana damar
burjuvazisi çıkışsız kalmıştı. Batıcı-laik tekelci sermaye, ordu ve ABD
birlikte hareket ediyordu. Türkiye bir askeri darbe tehlikesinin gölgesinde
yaşıyordu. Buna uygun bir mücadele hattı ve biçimleri bulmak gerekiyordu.
Devamı> |
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #19 |

Cumhurbaşkanının yetkileri kaldırılsın!
AKP mecliste büyük bir çoğunluğa sahip olduğu halde
cumhurbaşkanı seçmesi Genelkurmay muhtırası sonucunda engellenince,
cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi için Anayasa değişikliğini
gündeme getirdi. Bunu bir süredir savunan ANAP’la anlaşma da sağlanınca,
değişikliğin meclisten geçmesi ihtimali doğdu. Bu ihtimalin önünde, Sezer’in
muhtemel vetosu dahil, birçok engel var. Ama sorun siyasetin gündemine
oturdu.
Devamı> |
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #19 |

Fransa seçimleri
Sarko facho!
6 Mayıs gecesi Nicolas
Sarkozy’nin cumhurbaşkanlığı belli olunca, Fransa iki ayrı tepki verdi.
Paris’in İmparatorluk döneminden kalma Concorde meydanı, Sarkozy’nin
zaferini kutlamaya gelen iyi beslenmiş, şık burjuvalarla doldu. Ama 1789
Fransız Devrimi’nin simgesi Bastille meydanında toplanan 5 binden fazla
yoksul genç, Sarkozy’nin (Fransızların kısaltma merakıyla “Sarko”nun)
seçilmesini protesto etti, polisle çatıştı. Aynen Sarko’ya “hoş geldin”
demek için (!), 2005 Kasım eylemlerini hatırlatırcasına banliyölerde
yüzlerce otomobili yakan ve polisle çatışan göçmen çocuğu gençler gibi. Gece
bittiğinde Bastille meydanında bir anıtın kaidesine püskürtme boyayla
yazılmış bir slogan kalmıştı: “Sarko facho!” (faşist Sarkozy).
Devamı>
İtalya: Tarihsel uzlaşma
gerçekleşti |
| |
15 Mayıs 2007 |

Demokrasi cephesi değil,
ezilenlerin
cephesi!
İşçi Mücadelesi
Erken seçimde işçilerin, emekçilerin, yoksulların,
Kürtlerin sesini yükseltmek için bütün sosyalistlerin, devrimci
demokratların ve Kürt hareketinin birleşmesi, sendikaları ve kitle
örgütlerini kazanması, meclise girmesi ve seçtirdiği milletvekillerini
halkın sorunlarını meclis kürsüsüne taşıyan, esas mücadelenin verileceği
fabrika ve sokağa destek olan bir güç olarak seferber etmesi gerekiyor.
Burjuvazinin iki kampına karşı bir Üçüncü Cephe gerekiyor.
Devamı> |
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #19 |

“İnce Memed Çankaya’ya” kampanyası
sona erdi
27 Nisan
muhtırası ile birlikte, İşçi Mücadelesi’nin bir yıla yakın süredir
öngördüğü gibi, burjuvazinin politik iç savaşının Çankaya muharebesi bir
darbe tehdidiyle sonuçlanmıştır. Cumhurbaşkanı seçimi mahkemelik olmuştur.
Bu gelişme siyasi durumu ve buna bağlı olarak öncelikli görevleri elbette
ciddi biçimde değiştirmiştir. İşçi Mücadelesi bu görevleri 28 Nisan
sabahından itibaren canla başla üstlenmiş ve muhtıranın karşısında bir
barikat oluşturulması için yoğun bir çalışmaya girmiştir.
Ancak “İnce Memed
Çankaya’ya!” kampanyasının yapılmış, emekçi halk saflarından burjuvazinin
iki kampından bağımsız bir adayın gösterilmiş olması, bu kampanyayı
destekleyenlere yeni siyasi durumda bütünüyle sağlam bir siyasi konum
sağlıyor.
Devamı>
Kampanya kapsamında hazırlanan
imza metni ve imzalar |
|
Gazeteden... |
İşçi Mücadelesi #19 |
 Emekçiler ve ezilenler
tek cepheye!
Türkiye Cumhuriyeti’nin yazısız yasası uygulandı: Türk
Silahlı Kuvvetleri bütün çok partili dönem boyunca cumhurbaşkanlığı
konusunda veto hakkına sahip olmuştur, bu kez vetosunu kullandı. 27 Nisan
muhtırası “Abdullah Gül cumhurbaşkanı olmayacak” anlamına geliyordu.
Abdullah Gül cumhurbaşkanı olamadı.
Devamı>
|
| |
8 Mayıs 2007 |
 Aydınlar,27 Nisan muhtırasına ‘Hayır’
dedi

İSTANBUL - (08/05/2007) Genelkurmay Başkanlığı’nın 27
Nisan’da internet üzerinden yayınladığı muhtıraya karşı 205 aydın, sanatçı
gazeteci ve yazarın imzalarını taşıyan açıklama, bugün Makine Mühendisleri
Odası İstanbul Şubesi’nde yapılan basın toplantısıyla halka duyuruldu.
Devamı>
Muhtıraya karşı bildirinin tam metni ve imzacılar |
| |
5 Mayıs 2007 |

Yasemin Çongar neden
üzüldü,
İlhan Selçuk neden
sevindi?
İşçi Mücadelesi
Yasemin Çongar, Milliyet
gazetesinin Washington muhabiridir. ABD yönetiminin kulisleriyle içli dışlı
olmasıyla ünlüdür. ABD’nin Türkiye politikası konusunda havayı koklamak
isteyen, birkaç başka gazeteci ile birlikte Çongar’ı dikkatle izlemek
zorundadır.
Devamı>
|
| |
2 Mayıs 2007 |

Çağlayan mitingi: Darbecilerin takıyyesi
İşçi
Mücadelesi
29 Nisan İstanbul Çağlayan mitingi kendini “ulusalcı” olarak anan siyasi kampın geleneksel ordu destekçiliğini terk ettiğine, mitingin hem şeriata, hem de darbelere karşı düzenlendiği türünden bir efsane yaratılmasına vesile oldu. Mitingden önce ana düzenleyici Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin (ÇYDD) başkanı Türkân Saylan tarafından ortaya atılan bu fikir, mitingden sonra da medyanın tek yanlı yayını dolayısıyla siyaseti çok yakından izlemeyen insanların bu tür bir yanlış izlenim edinmesine yol açtı.
Devamı> |
| |
30 Nisan 2007 |

Erken seçim muhtıranın yoludur!
İşçi
Mücadelesi
27 Nisan muhtırasının ardından, Türkiye yine “demokrat”
kaynamaya başladı. Siyasi partiler, patronlar, bazı sendika yönetimleri,
basın, en liberal geçinen köşe yazarları, hepsi ağız birliği etmişçesine
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) siyasi hayata hoyratça yaptığı müdahaleyi
bir cümleyle “demokratik teamüllere aykırı” diye geçiştirdikten sonra
gelinen noktanın bütün suçunu AKP’nin üzerine yıkmaya çalışıyor, sonra da,
yine ağız birliği etmişçesine tek çözümün erken seçim olduğunu ileri
sürüyorlar. Erken seçim cumhurbaşkanlığı seçiminin silah baskısı altında
yarı yolda durdurulması ve varolan parlamentonun feshi demektir.
Devamı> |
| |
28 Nisan 2007 |

Cumhuriyet tarihinin beşinci askeri müdahalesi
İşçi Mücadelesi
27 Nisan askeri müdahalesi
başlamış bulunuyor. Bu cumhuriyet tarihinin beşinci askeri müdahalesidir.
Bunlardan 27 Mayıs ve 12 Eylül müdahaleleri açık askeri darbelerdi. Yani
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ya emir ve komuta zinciri içinde (12 Eylül
1980), ya da kendi içinden bir grup eliyle (27 Mayıs 1960) ülkenin
yönetimine doğrudan doğruya el koymuştu. Buna karşılık, öteki iki girişim,
yani 12 Mart 1971 ve 28 Şubat 1997, varolan kurumsal yapıyı bütünüyle ilga
etmemiş, parlamentoyu feshetmemiş, kendi işini parlamentonun iradesine
müdahale ederek ve hükümeti basınç yoluyla düşürerek yapmıştır. Bu son iki
girişimde ortak olarak kullanılan yöntem, TSK’nın, talepleri yerine
getirilmediği takdirde bir darbe yapılacağı tehdidini üstü pek az örtülmüş
biçimde ifade eden bir muhtıra vermiş olmasıdır. İşte 27 Nisan askeri
müdahalesi bu yönüyle şimdilik 12 Mart ve 28 Şubat’a benziyor.
Devamı>
Konu ile ilgili daha önce yayınlanmış yazılar:
|
| |
21 Nisan 2007 |

İstanbul’da DİP için mücadele
çağrısına kulak verenlerin 1 Mayıs etkinliği
İSTANBUL – (21/04/07) Devrimci İşçi Partisi’nin kuruluşu
için mücadele çağrısına kulak veren 100’e yakın işçi, emekçi, öğrenci ve
emekçi dostu, İşçi Mücadelesi’nin 21 Nisan’da Gaziosmanpaşa’da düzenlediği
etkinlikte bir araya geldi.Devamı>
|
| |
İşçi Mücadelesi #18 |

DİSK’in 1 Mayıs Taksim kararı
Taksim işçilerle güzeldir!
DİSK bir çağrı yayınlayarak 1 Mayıs’ı Taksim’de
kutlayacağını açıkladı. KESK ve TMMOB ile birlikte bir dizi siyasi oluşum ve
parti de bu açıklamaya destek verdi. İşçi Mücadelesi olarak biz de bu
çağrıyı destekliyor ve 1 Mayıs’ın gerçek yeri olan Taksim’de kutlanması için
elden gelenin yapılmasını istiyoruz. Ama bunun anlamlı olması için, Taksim’e
çıkmayı önüne hedef olarak koyan sendika ve kitle örgütlerinin tabandaki
işçiyi, kamu çalışanını ve bütün emekçileri meydana taşımak için gerçek bir
seferberlik ilan etmesi gerekiyor. Taksim işçinin mavi tulumuyla güzelleşir!
Devamı >> |
| |
İşçi Mücadelesi |
14 Nisan mitingiOrta sınıflar konuştu, sıra işçi sınıfı ve emekçilerde
TSK ve STK. İki harfin yer değiştirmesiyle bu kelimelerden birini diğerine dönüştürmek mümkün. 14 Nisan Cumartesi günü, harfler yer değiştirdi. Kendilerini STK olarak anan bir dizi kuruluşun Tandoğan’da düzenlediği mitingi, meydanda taşınan “Türk Silahsız Kuvvetleri” pankartından daha iyi hiçbir şey özetleyemezdi. 28 Şubat’tan on yıl sonra “silahsız kuvvetler” yeniden harekete geçti ve Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına karşı çıkarken Türkiye’nin siyasi gündemini, bir kez daha İslamcı kamp ile Batıcı-laik kamp çatışmasına indirgeyen, sözde anti-emperyalist, özde şovenist bir gövde gösterisi yaptı.
Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi #18 |
İşçi Mücadelesi Birleşik İşçi Cephesi için mücadele ediyor!
İşçi Mücadelesi gazetesi, bir yıla yakın bir süredir, Türkiye’de askeri müdahale ve faşizm tehlikelerinin yükselişine karşı sosyalist solu, içinde emek örgütlerinin de yer alacağı bir Birleşik İşçi Cephesi inşa etmek üzere bir girişimde bulunmaya davet ediyor. Bu çabada somut adımlar atılabilmesi amacıyla, Şubat ayının sonlarında ilk girişimimizi yaparak “Sosyalist Forum” adını taşıyan bir platformda ortak tartışmalar düzenlemekte olan bir dizi sosyalist parti ve oluşuma bu yönde birlikte somut bir girişim yapma çağrısında bulunduk.
Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi #18 |

Ne Erdoğan, ne generaller!
İnce Memed Çankaya’ya!
Nisan-Mayıs aylarında yapılacak cumhurbaşkanı seçiminde
Tayyip Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkması ihtimali, 28 Şubat cephesinin gözünü
döndürmüş durumda. Bunu engellemek için her şeyi yapmaya hazırlar. Askeri
darbeye davetiye çıkarıyorlar, faşistlerle birlikte hükümet olmaya
hazırlanıyorlar. Bu cephenin militan sözcülerinden İlhan Selçuk, eski
cuntacılık günlerinin çekmecesinden sararmış bir sloganı çıkarttı bile:
“cici demokrasi”! 28 Şubat cephesi, demokratik hakları ayaklar altına
almaya, Türkiye’yi karanlık günlere taşımaya hazırlanıyor.
Devamı >>
|
| |
5 Nisan 2007 |
 HALK AYDININA SAHİP ÇIKIYOR!
7 Nisan Cumartesi günü aydınlarımıza sahip çıkmak için saat 15:00'da Taksim tramvay durağında buluşuyoruz. Kitapları yasaklanan, tehdit alan, baskı gören ve geçmişte katledilen aydınlarımızın kitaplarını İstiklal caddesi boyunca satacağız. Faşizme ve baskılara karşı mücadele etmek isteyen herkesi bu etkinliğe bekliyoruz. Devamı >>
|
| |
30 Mart 2007 |
 Kimyasal zehir ve faşist zehir
Sekiz yıldır İmralı Cezaevi’nde tecrit altında tek başına tutulan Abdullah Öcalan’ın saç telleri üzerinde Fransa’da yapılan testlerde normalin çok üstünde düzeylerde krom ve stronsiyum değerleri elde edildiği raporlarla sabit olalı beri, devletten ve burjuvazinin öteki organlarından son derecede gayri ciddi tepkiler geliyor. Devamı >>
|
| |
Muş Mektubu - 21 Mart 2007 |
 NEWROZ
Abdürrahim Gümüştekin
Bugün Ortadoğu halklarının zulme ve zorbalığa karşı başkaldırdığı gündür. Zalim Dehak’ın saltanatının yerle bir edildiği gündür. Zulmün ve zorbalığın yıkıldığı gündür. Bu zaferin bayramlaştığı gündür. Esir halkların özgürlüklerini tattıkları gündür. Özgürlüklerini tarihe not ettirdikleri gündür. Tarihin hiç tereddütsüz bayram sevinci içinde karşıladığı, bağrına bastığı gündür! Ortadoğu halkların ortak bayramıdır bugün! Devamı >>
|
|

Devrimci Marksizm
Teorik
- Politik dergi
3. SAYI ÇIKTI!
DM Yayın Kurulu
Askeri müdahale ve faşizm tehlikesi
Sungur Savran Ahbariğimizi koruyamadık!
Şiar Rişvanoğlu "Çar Hawar": Kürt halkının çığlığı
Burak Gürel Marksizm ve ulusal sorun
Kurtar Tanyılmaz İşçi sınıfı buharlaşıyor mu?
Sungur Savran Yalın üretim ve esneklik
David Camfield Çokluk ve kanguru
|
| |
8 Mart 2007 |
 8 Mart’ta Adana’da alanlardaydık!

8 Mart Perşembe günü yapılan kadın mitinginde İşçi Mücadelesi olarak biz de alanlardaydık. Mitingi, Demokratik Özgür Kadın Hareketi, SDP, Karşıyaka Kadın Dayanışması, Amargi ve İşçi Mücadelesi düzenledi. Ayrıca Eğitim-Sen ve EMEP de alana gelen diğer gruplardı.
Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi #17 |
 Ekim Devrimi 1917-2007 Perde açılıyor: Şubat Devrimi
2007, modern tarihin en büyük proleter devrimi olan 1917 Ekim Devrimi’nin 90. yıldönümüdür. İşçi Mücadelesi, bu yıl boyunca, bugün bile uluslararası işçi sınıfının mücadelesi açısından bir laboratuvar niteliği taşıyan bu devrim konusunda okuyucularını bilgilendirmeye çalışacak. Ekim devrimi konusundaki dizimize bu sayıda devrimin tarih sahnesine çıkışının ilk evresi olan Şubat devrimi hakkında bir yazı ile başlıyoruz.
Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi #17 |
 Önce kendi Kürtlerinle görüş
İşçi Mücadelesi
Milli Güvenlik Kurulu (MGK) 23 Şubat günü toplandı ve
Türkiye’nin yeni Kürt politikasının kapısı açıldı. MGK’nin resmi
bildirisinin terimleriyle, devlet bundan sonra Kürt sorunu ve Kerkük
konusunda “siyasi ve diplomatik çabaları yoğunlaştıracak”. Bunu “Irak
Kürtlerinin liderleriyle görüşülecek” diye günlük dile tercüme etmek çok
eksik ve çok yanlış. Bu alt düzeyde zaten yapılıyordu. Alınan karar, Türkiye
Kürlerine karşı Iraklı Kürt liderlerle işbirliği yapılmasıdır.
Devamı >>
|
| |
3 Mart 2007 |
Dokuzuncu eyalet: Musul
İşçi Mücadelesi
Kenan Evren’in yaptığı açıklama, Türkiye burjuvazisinin gündemine bomba gibi düştü. 12 Eylül’ün cunta başı, işkencelerin, gözaltında ve cezaevlerinde ölümlerin, idamların sorumlusu, baskıcı 1982 Anayasası’nın ve başta çalışma hayatına ilişkin yasalar olmak üzere birçok gerici yasanın mimarı, burjuvazinin işçi sınıfını ezmek için kullandığı maşa Kenan Evren, kendi döneminde Kürtlere “kart kurt” edebiyatı ile yaklaşırken, Kürtçe’nin kullanımını suç haline getirmişken, Diyarbakır Cezaevi’ni cehenneme çevirmişken, birdenbire başına tuğla düşmüşçesine Kürtlere karşı hayırhah bir tavır takındı. Devamı >>
|
| |
28 Şubat 2007 |
28 Şubat’ın 10. yıldönümü:
12 Eylül’ün küçük kardeşi
İşçi Mücadelesi
Bundan tam on yıl önce, 28 Şubat 1997’de toplanan Milli Güvenlik Kurulu, Erbakan’ın Refah Partisi ile Çiller’in Doğruyol Partisi arasında kurulmuş olan Refahyol hükümetinin idam kararını vermişti. Kurulun hükümet kanadından başbakan Erbakan’ın kararı imzalaması birkaç gün aldı, ama sonunda Erbakan hem hükümetin, hem de kendi siyasi hayatının ipini kendi elleriyle çekmeye razı oldu!Devamı >>
|
| |
20 Şubat 2007 |
Gül ve Erdoğan’dan sonra Büyükanıt
Türkiye Washington’dan mı yönetiliyor?
İşçi Mücadelesi
Geçen yılın sonlarında Bush’un huzuruna çıkan Başbakan Erdoğan’dan ve Şubat başında Washington’u ziyaret eden Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’den sonra ay ortasında sıra Genelkurmay başkanı Yaşar Büyükanıt’ındı. Sivil yönetimle askeriyenin zirvesinin ardı ardına ABD başkentini ziyaret etmeleri tesadüf değil. Devamı >>
|
| |
15 Şubat 2007 |
Fransa’da “ahtapot operasyonu”:
ABD, AB, Türkiye el ele; ulusalcılar ve emperyalistler kol kola
Kürt sorunu çoğu zaman son derece karmaşık bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Nasıl karmaşık olmasın ki? Kürt coğrafyası Türkiye, İran, Suriye ve Irak topraklarına yayılmış durumda. Kürt sorunu tüm bu devletleri de içine alarak kendiliğinden bir Ortadoğu sorunu haline geliyor. Emperyalist devletler, bölgedeki çıkarları dolayısıyla bu sorunla yakından ilgililer. Elbette ki bu sorun hepsinden çok bölge halklarının sorunu ve siyasi, ekonomik, sosyal bir çok boyut taşıyor.Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi #16 |
İşte F tipi dedikleri…
Bir tutsak yakını
F tipi cezaevleri ve tecrit konusunda verilen mücadelenin anlamını birçok insan kavrayamıyor. Bu mesele politik boyutlarıyla tekrar tekrar anlatılmalı kuşkusuz, ama insani yaşantı yönü de son derece önemli. Aşağıda, ağabeyi F tipi cezaevinde tutsak olan birinin yaşadıklarını irkilerek, gerilerek, onunla duygudaşlık hissederek okuyacaksınız. Bu anlatım son derece önemli. Okumalı, herkese okutmalıyız. Mektubun yazarının adı bizde saklıdır.[İM]Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi #16 |
İlk Trotskist devlet başkanı: Hugo Chavez
Hugo Chavez ikinci devlet başkanlığı dönemine başlarken, ülkedeki kilit sektörleri kamulaştıracağını açıkladı. “Ya sosyalizm, ya ölüm” diye yemin etti. Trotskist olduğunu söyledi. Chavez’in öngördüğü bütün açılımlar bir işçi devletince savunulup geliştirilmedikçe Venezüella’da kapitalizmin ortadan kalktığı söylenemez, ama bu yöndeki olanaklar artmaktadır.Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi #16 |
Türkiye'ye imaj mı, faşizme baraj mı?
İşçi Mücadelesi
2007 yılı başladı. İşçi Mücadelesi sayfalarında
aylardır 2007’nin özellikle cumhurbaşkanlığı seçimi, bunun yanı sıra yıl
sonunda yapılacak olan genel seçimler dolayısıyla gergin geçeceği yazılıyor.
Bu gerginliğin bir yönünün cumhurbaşkanlığı seçimi dolayısıyla 28 Şubat tipi
bir askeri müdahale olasılığı olduğu ifade ediliyor. Türkiye’de kuraldır: ne
zaman askeri müdahale gündeme gelse, siyasi cinayetler başlar. İşte Hrant
Dink cinayetiyle, belki de yeni bir dizi siyasi cinayetin ilk adımı atılmış
oldu. Bundan sonrasını dikkatle izlememiz gerekiyor. Hrant’a karşı işlenen
suikast aynı zamanda faşist hareketin Türkiye’de halkların kardeşliğine
karşı kurduğu büyük bir tuzaktı. Ama Hrant’a atılan kurşunlar, halk
kitlelerinin güçlü tepkisi sayesinde şimdilik geri döndü ve bir bumerang
gibi faşist hareketi vurdu. Devamı >>
|
| |
31 Ocak 2007 |
Hrant Dink cinayeti: Devletin infaza verdiği suskun onay!
İşçi Mücadelesi
Tamamını açıklayın!
İçişleri bakanı istifa!
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın “Cinayetin siyasi boyutu ve örgüt bağlantısı yok. Zanlı, milliyetçi duygularla cinayeti işlemiş” açıklamasını yapmasının üzerinden bir hafta bile geçmeden büyük haber patladı. 30 Ocak tarihinde gazetelerde yer alan bilgiye göre, “Suikasti 11 aydır biliyorlardı.” Kim biliyordu? Devlet! Peki devlet ne yapmış? Bir büyük hiç! Cerrah örgüt bağlantısı yok demiş. Ama devlet bağlantısı var! Devamı >>
|
| |
20 Ocak 2007 |
Ahbariğimizi koruyamadık!
Sungur Savran
Güvercinimizi vurdular! Onu koruyamadık! Son aylarını, belki de yıllarını bir “güvercin tedirginliği”nde yaşadığını yazıyordu son yazılarından birinde: “Tıpkı bir güvercin gibiyim...Onun kadar sağıma soluma, önüme arkama göz takmış durumdayım” diyordu o güzel Türkçesiyle. Onu öyle tedirgin yaşatmalarına izin verdik. Sonra kıydılar ona. Oysa o her şeye rağmen Türkiye’nin kendisine kıymayacağını umuyordu: “Evet kendimi bir güvercinin ruh tedirginliği içinde görebilirim, ama biliyorum ki bu ülkede insanlar güvercinlere dokunmaz” diye yazmıştı aynı yazısında. Dokundular. Devamı >>
|
| |
15 Ocak 2007 |
Yurt’ta milliyetçilik, Ortadoğu’da macera!
Atilla Doğan
Çeşitli gazetelerde farklı ve birbirini takip eden günlerde yazılan üç haberi ele alırsak ve aralarında bağlantı kurarsak eğer, bizim Ortadoğu konusunda ne kadar haklı olduğumuz ortaya çıkar. Devamı >>
|
| |
14 Ocak 2007 |
“BEYNELMİLEL” Bir Değerlendirme!
Server Laçin
Gülmekten hoşlanır mısınız? “Canım, ağlamak da gülmenin kardeşi, bazen biraz da ağlamak gerekir” diye düşünür müsünüz? Peki “Bu devran böyle gitmez, bu dünyayı emekten yana değiştirmek, insanları eşit ve özgür kılmak lazım” diyenlerden misiniz? Eğer öyleyse siz de beynelmilelliksiniz, yani açık konuşmak gerekirse Beynelmilel filmine mutlaka gitmelisiniz. Devamı >>
|
| |
13 Ocak 2007 |
Kıbrıs Mektubu:
Türkiye’nin Arka Bahçesinde Neler Oluyor?
Hasan YIKICI - Aziz ŞAH
“Ulu” memur Rauf Raif Denktaş’ın da dediği gibi darbe ile kurulan işgal rejimi KKTC, Türkiye Cumhuriyeti mafyasının kara para aklama merkezi, gladio-kontrgerilla örgütlenmesinin çelik örümcek ağı içerisinde bulunan ileri karakolu ve taşeron ordusunun imparatorluğudur. KKTC yeşil hattıyla TC güney sınırının sona erdiği yerdir. Kıbrıs adası askeri üsleri, dinleme tesisleri ve Elen/Rum ve Türk liderlikleri ile Amerikan ve AB emperyalizminin hizmetindedir. İşte “Milli Dava” denilen gerçek ve hizmet ettiği odaklar... Devamı >>
|
| |
13 Ocak 2007 |
ABD sürekli savaşı yayıyor:
Somali’de İsrail tarzı katliam
ABD, emperyalist sürekli savaş stratejisinin bir parçası olarak Somali’ye saldırıyor. Geçen Pazar gününden itibaren başlayan saldırılar ağır bombardıman şeklinde şiddetlenerek sürüyor. ABD, Somali’deki kukla hükümetin talebi üzerine ve 1998’de Tanzanya’nın başkenti Darüsselam ve Kenya’nın başkenti Nairobi’deki ABD büyükelçiliklerine yapılan bombalı saldırılarda yer alan militanların Somali’nin güneyinde saklandığını gerekçe göstererek saldırıyor. Devamı >>
|
| |
4 Ocak 2007 |
Kürt sorunu, aydınlar bildirisi ve sosyalistler
İşçi Mücadelesi
Türkiye’de gerçek anlamda tek taraflı bir ateşkes yaşanıyor. DTP’nin ateşkes çağrısı yapmasının ardından PKK tek taraflı ateşkes ilan etmesine rağmen, askeri operasyonlar devam etti. Bu durum devletin sorunun çözümüne nasıl yaklaştığını ortaya koyuyor. Uzunca bir süredir, hükümetiyle ve ordusuyla devletin Kürt sorununu değil, Kürtleri çözmeye çalıştığını vurguluyoruz. Sorunun siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik yönlerini bir bütün olarak çözme yaklaşımı ortada yok.
Devamı >>
|
| |
30 Aralık 2006 |
Saddam’ın idamı
Emperyalizmin Kurban Bayramı!
İşçi Mücadelesi
Bu yıl Kurban Bayramı’nda ilk boğazlanan kurbanlık Saddam
Hüseyin oldu. 30 Aralık Cumartesi sabahı Kurban Bayramı’nı Türkiye’den bir
gün önce kutlamaya hazırlanan Irak’ta şafak sökerken dört cellat Saddam’ı
astı. Böylece, ABD emperyalizmi Irak’ta işlediği sayısız cinayete bir
yenisini eklemiş oldu. Yenilgiye uğrattığı ve işgal ettiği Irak’ın savaş
esiri cumhurbaşkanını soğukkanlılıkla öldürdü. Yaşanan olaya başka bir ad
verilemez. Bu ABD’nin başka bir ülkenin başkanına karşı taammüden işlediği
bir cinayettir. Bu cinayetin kılıfı olarak Washington’un kuklalarına
düzenlettiği bir mahkemede Saddam’ı sözde yargılamış olması hiçbir anlam
ifade etmez. Saddam’ın idamı bir cinayettir.
Devamı >>
|
|
 |
| |
27 Aralık 2006 |
Zafer direnen Mey işçilerinin olacak!
Beykoz: Özelleştirme saldırısının ardından, şimdi de fabrikalarının kapatılması tehdidiyle yüz yüze kalan Beykoz’daki Mey İçki (eski TEKEL) işçileri, 22 Aralık günü fabrikayı işgal ederek direnişe başladı. Aşağıda Beykoz içki fabrikasındaki işçilerle yapılan bir söyleşiyi yayınlıyoruz. Devamı >> |
| |
İşçi Mücadelesi #15 |
Sosyalistler, birlikte işçi sınıfının bağrına!
İşçi Mücadelesi
Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça İşçi Mücadelesi’nin
uyarıları teker teker gerçekleşiyor. 28 Şubatçı kamp her geçen gün çıtayı
yükseltiyor. İşler öyle bir yola giriyor ki, ABD’nin en çok satan iki haftalık
dergisinden biri olan Newsweek 2007’de Türkiye’de darbe olasılığını % 50
olarak veriyor. Ekim ayının sonundan itibaren başlayan yürüyüş ve kitle
gösterilerine İslamcı kanadın çeşitli alanlardaki skandallerinin basına
sızdırılan haberlerle ortaya dökülmesi eşlik ediyor. Devamı >> |
| |
İşçi Mücadelesi #15 |

Beyrut Buluşması:
Direnişin
topraklarında bir direniş konferansı
Direnişi desteklemek
için Beyrut Buluşması adıyla düzenlenen uluslararası konferans 16-19
Kasım tarihleri arasında Beyrut’ta düzenlendi. Konferansa dünyanın
dört bir köşesinden, ABD, Küba, Brezilya, Arjantin, Meksika,
Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz, Avusturya, Bask Ülkesi, Fransa,
Britanya, İrlanda, Norveç, Suriye, Irak, Tunus, Mısır, Filistin, Kore
ve Hindistan’dan temsilciler katıldı. Toplamda yaklaşık 300 kişilik,
Türkiye’den ise 45 kişilik bir katılım oldu. İşçi Mücadelesi
olarak çeşitli sol çevrelerden 41 kişiyle birlikte “Türkiyeli
anti-emperyalistler” adıyla ortak bir katılım sağladık.
Devamı >> |
| |
9 Aralık 2006 |
Gazetemizin birinci yıldönümünü kutladık:
Devrimci İşçi Partisi yolunda yürüyüşe devam!
Devamı >>
|
| |
3 Aralık 2006 |
Adana’da, “Latin Amerika’dan Lübnan’a Toplumsal Muhalefet ve Direnişler” paneli Devamı >>
|
| |
1 Aralık 2006 |
Köprüyü Geçene Kadar
Dayıydık!
Eğitim Emekçileri
AVEA kendisinin büyümesini
sağlayan “PERSONELL” hat abonelerine artık ihtiyacı olmadığını
düşündüğü anda, onlara kazık atmıştır. 2003 yılında AVEA henüz
köprünün diğer ucundayken “DAYI” olan bizler, bugün “AYI” olarak
nitelendirilmekteyiz. Şimdi biz eğitim emekçilerinin de bu hak
gaspına sessiz kalmaması gerekiyor. Bizler tüm eğitim emekçilerini
bu haksızlığa karşı mücadele etmeye çağırıyoruz. Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi #14 |
İnce Memed Çankaya'ya!
İşçi Mücadelesi
Onların, günü geldiğinde,
cumhurbaşkanlığına bir asker, olmazsa karanlık suratlı bir yargıç ya
da bürokrat, o da olmazsa bir politikacı eskisi önereceğini
biliyoruz. Ne Erdoğan’ı istiyoruz cumhurbaşkanı olarak, ne de
onların paşalarını! Biz kendi cumhurbaşkanı adayımız olarak, bu
toprakların kültür hayatının eğilmeyen çınarı, halkın yüz akı Yaşar
Kemal’i öneriyoruz! Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi #14 |
Eve Dönüş... Ya sonrası?
Emekçiler açısından, özellikle
fiyatlarından, boş zaman eksikliğinden, ulaşım zorluklarından ve tüm
bunların sonucunda oluşan yaşam biçiminden dolayı, sinema belli bir
ağırlık taşımıyor. Ancak yine de sinema toplumun önemli bir kesimi
arasında kendisine hâlâ yer bulabiliyor ve bu anlamda Türk sineması
son günlerde adından çokça söz ettiriyor. Haliyle bu noktadan
hareket edersek “parlak” anlar yaşıyor diyebiliriz. Devamı >>
|
| |
17 Kasım 2006 |
“İşçi kardeşliği”nden Türk
işçilerinin kardeşliğine
Cem İskender
Türkiye yakın zamanda tarihin
ilk kitlesiz kitlesel işçi partisinin kuruluşuna tanık oldu. İşçi
Kardeşliği Partisi eğer sadece kitlesel olma amacı gütmüş ama buna
ulaşamamış olsaydı ortada ciddi anlamda eleştirilecek bir durum
olmazdı. Olsa olsa zamansız bir girişim, ya da olgunlaşmamış bir
çaba olarak değerlendirilebilirdi. Ancak Kitlesel İşçi Partisi
taktiği işçi kuyrukçusu bir tarzda yorumlandığında sorun çok daha
ötelere taşıyor. İKP kitlesiz bir kitlesel işçi partisi olsa da tüm
yapısını ve politik çizgisini tüm işçi kitlesini kapsayabilmek
üzerinden yapıyor. İşçileri politik görüş olarak ayırmamak
gerektiğini, önemli olanın işçi olmak olduğunu savunuyor. Bugün işçi
kitleleri yoğun bir mücadele içinde olmadığı için de doğal olarak
partinin politik hattı tüm işçi kitlesinin en geri bilinç düzeyine
doğru inmeye başlıyor.Devamı
>> |
|

Devrimci Marksizm
Teorik
- Politik dergi
2. SAYI ÇIKTI!
Burak Gürel
1970'li yıllarda Türkiye solu
Nail
Satlıgan TKP, Mihri Belli, Hikmet
Kıvılcımlı
Sungur
Savran: Burjuva sosyalizmi
Cenk
Ötküner 1960'lar Türkiye'sinde işçiler ve
politika
Devrimci Marksizm İspanya
devriminin 70. yıldönümü
Belge Durruti Dostları itham
ediyor
|
| |
9 Kasım 2006 |
Kızıla karşı mavi: Ecevit’in
tarihsel önemi
İşçi Mücadelesi
Türkiye 5 Kasım gecesi saat
23’ten bu yana Bülent Ecevit’i konuşuyor. Fikri sorulan ve
sorulmayan “önemli” şahsiyetler Ecevit’i yere göğe koyamıyor.
Sanırsınız Ecevit hayatı boyunca hep takdir edildi, hep sevildi.
Bırakın sağcıları, “sosyal demokrat” denen merkez sol hareket içinde
bile belirli bir aşamada yapayalnız kalmış-yapayalnız bırakılmış bir
adamın ardından, hayatında ona çok çektirmemişler gibi, herkes
timsah gözyaşları döküyor. Bu, yer yer gülünç boyutlara varıyor. Devamı >>
|
| |
31 Ekim 2006 |
Oaxaca: Karşı devrimin
saldırısı, devrimin direnişi
İşçi Mücadelesi
Meksika’nın Oaxaca eyaletinde devrim ile karşı
devrim boy ölçüşüyor. Mayıs sonundan bu yana eyaleti pratik olarak
kontrolleri altına almış olan işçi ve emekçilere 29 Ekim Pazar günü
federal polis bir saldırı düzenleyerek eyaletin başkentini ele
geçirmeye çalıştı. Polisin ordu birliklerince desteklenen
saldırısında biri 14 yaşında bir çocuk olmak üzere üç kişi hayatını
yitirdi, yüzlerce insan yaralandı, yüze yakını da göz altına alındı.
Ama Oaxaca Halklarının Halk Meclisi (APPO) yönetimindeki kitleler
direniyor. 30 Ekim Pazartesi APPO kentte üç ayrı yürüyüş düzenledi.
Saldırı aynı zamanda başkent Meksiko’da, Meksika’nın birçok
eyaletinde ve dünyanın başka yerlerinde dayanışma eylemleriyle
protesto ediliyor.Devamı
>> |
| |
İşçi Mücadelesi, sayı 13 |
28 Şubatçı saflara tek bir
işçi vermeyelim!
İşçi Mücadelesi
Bu savaşta Batıcı-laik kanada
da, AKP’ye de asker olmayalım. Madem savaş var, asker olmak şart,
biz yalnızca kendi sınıf çıkarlarımızın askeri olalım. Kendi sınıf
cephemizi, Birleşik İşçi Cephesi’ni oluşturalım. Neo-liberal
uygulamaların, işsizliğin, yoksulluğun, Ortadoğu’da emperyalizmle
işbirliği politikalarının, Kürtlere karşı sürdürülen savaşın,
linçlerin, devlet baskısının, kontrgerilla saldırılarının ve
hayatımızı zindan eden bütün uygulamaların son bulması için
savaşalım. Devamı >>
|
| |
17 Ekim 2006 |
Özalizm ve Kemalizm’in mutsuz
evliliği: Taşeron Cumhuriyeti
Atilla Doğan
İçinde bulunduğumuz coğrafya,
Ekim Devrimi ülkesinin ve Doğu Bloğu’nun çözülmesinin ardından, hâlâ
peş peşe siyasal buhranlardan ve sınır değişikliklerinden
kurtulabilmiş değil. Dengeler her an değişiyor ve bütün parametreler
oynak ve aşırı ısınmış bir zemin üzerinde cereyan ediyor.
Emperyalist kapitalist sistem bu gelişme karşısında, Yeni Dünya
Düzeni (YDD) denilen deli gömleğini siyasal bir proje olarak
emekçilere ve ezilen halklara giydirmeye çalışıyor. Geniş
yığınların, siyasal partilerin ve sosyalist solun büyük bir kısmının
kafa karışıklığı devam ediyor. Bu karmaşık durumdan Türkiye’nin
siyasal hayatı da etkileniyor. Bu siyasal etkilenme kısaca şu
sorularla kendini ifade ediyor: Irak, Suriye, İran ve Türkiye’nin
geleceği eski Yugoslavya’nın kaderi gibi mi olacak? “Küreselleşme”
saldırısına cevap ulus-devlet mi? Lâikliğe karşı, şeriat tehlikesi
mi var?Devamı >>
|
| |
Eylül 2006 |
Arjantin'de uluslararası
şenlik
Dördüncü Enternasyonal’in
Yeniden Kuruluş Koordinasyonu’nun (DEYK) Arjantin seksiyonu Partido
Obrero’nun (PO - İşçi Partisi) 16. Kongresi vesilesiyle Arjantin’in
başkenti Buenos Aires’te 26 Ağustos Cumartesi günü Ferro
Stadyumu’nda 6.000 kişinin katıldığı bir büyük toplantı yapıldı.
Toplantıda dünyanın çeşitli ülkelerinden devrimci Marksist parti ve
grupların temsilcileri birer konuşma yaptılar. Şu anda Arjantin’de
sürmekte olan işçi eylemlerinde öncü konumda bulunan işçilerin de
söz aldığı toplantı, tam bir uluslararası halk şenliği olarak
geçti.Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi, sayı 12 |
Finale doğru
5 Eylül’de Lübnan’a asker
yollanmasına ilişkin tezkerenin Meclis’te onaylanması Türkiye için
tarihsel bir dönemeç oldu. İşçi
Mücadelesi ve onun öncülü Sınıf
Bilinci, 1991 yılından itibaren Türkiye burjuvazisinin Sovyetler
Birliği’nin çöküşüyle birlikte çıkarını emperyalizmin Balkanlar,
Ortadoğu, Orta Asya üçgeninde fedaisi rolünü üstlenmekte aradığını
ortaya koymuştu. Bugün, tam on beş yıl sonra, Türkiye Lübnan’a asker
yollayarak bu politikada muazzam önemli bir merhaleyi geçmiş
bulunuyor. Devamı >>
|
| Dosya: Lübnan
tezkeresi |
9 Eylül 2006 |
Burjuvazi 1 Mart’ın intikamını
aldı!
Yazının devamı
>>
TSK
İsrail’in askeri oluyor!
|

|

|
|
Trotskiy’in ölümünün 66.
yılı
Ekim Devrimi'nin
önderinin,
Kızıl Ordu'nun komutanının
izinde yürümeye devam!
Trotskiy 21 Ağustos 1940’da
Meksika’nın Coyoacán kentinde bir Stalinist ajan tarafından
öldürüldüğünde arkasında dolu dolu yaşanmış bir devrimci hayat
bırakmıştı.
Erken yaşında devrimci harekete
katılan Trotskiy, uzun yıllar çelik bir disipline ve
merkeziyetçiliğe dayanan Leninist örgütlenme anlayışına karşı
çıkmıştı. Ama 1917’ye gelindiğinde Lenin’in partisinin bu örgütlenme
anlayışıyla, nasıl yılların devrimci birikimini taşıyabildiğini,
işçi sınıfını devrime götürecek öncü potansiyelini kazandığını
görmüş ve Bolşeviklere katılmıştır. Bolşeviklere katıldığında ise
Lenin’in deyimiyle “Trotskiy’den iyi bir Bolşevik yoktur.” Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi sayı # 11 |
İsrail’e kalkan olmaya
da,
Kürtlere karşı İsrail olmaya
da hayır!
Savaş, sonuçta bir öldürme
eylemidir ama savaşın da bir ahlâkı vardır. Savaşta haklı, mazlum
durumda olan, ülkesini, halkını korumaya çalışan taraf onurlu bir
mücadele verirken, yağmayı, zulmü, barbarlığı esas alan taraf her
türlü hileye başvurur, her türlü gaddarlığı gösterir. Lübnan’a
saldırısında İsrail bunun en uç örneklerinden birini ortaya koydu.
İsrail Lübnan’a Hizbullah’ı geriletmek amacıyla girdi. Bu amaca
ulaşmak için de elinden geldiğince fazla sivili öldürmeye çalıştı.
Birçok defa kara harekatını genişleteceğini açıklamasına rağmen
Hizbullah’ın çetin direnişi karşısında hemen hiçbir ciddi askeri
başarı elde edemedi. Devamı >>
|
| |
3 Ağustos 2006 |
Yeni
Kana katliamlarına hayır!
Lübnan
ve Gazze’deki İsrail-ABD emperyalist savaşına son!
Zafer
direnen Lübnan ve Filistin’in olacak!
Güney
Lübnan’da uluslararası emperyalist işgal gücüne hayır!
Tüm
emperyalist askeri birlikler Lübnan ve Ortadoğu’dan dışarı!
Kristiyan Rakovski Balkan Sosyalist Merkezi
Yürütme Sekretaryası
Kristiyan Rakovski Balkan
Sosyalist Merkezi, İsrail savaş makinesinin Lübnan halkına karşı ABD
ve İngiltere emperyalizmlerinin tam desteği ve AB ve Birleşmiş
Milletler’in suç ortaklığıyla gerçekleştirdiği barbar saldırıları
şiddetle kınar!
Devamı >>
|
| |
8 Ağustos 2006 |
İlhan Selçuk’a
altı soru
Sungur Savran
“Ulusalcı sol” diye anılan ama
solla hiçbir ilgisi kalmamış olan akımın baş sözcülerinden İlhan
Selçuk, şimdi de “yeşil sermaye” koruyucusu kesildi! Selçuk, 3
Ağustos günü yazdığı yazıda “milli sermaye” Cola Turka’nın 35 milyon
YTL ceza almasını, Bush’un Erdoğan’a Coca Cola ve Pepsi Cola adına
“rica”sına bağlıyor. Hürriyet gazetesinden Vahap Munyar ertesi gün
Cola Turka’nın “yeşil sermaye” grubu Ülker’e ait olduğunu
hatırlatıp, Selçuk’un bu sermaye grubunu savunmasının tuhaflığına
işaret edince, İlhan Selçuk 5 Ağustos’ta bir yazı daha yazıyor ve
Cola Turka’yı bir daha savunuyor.
Devamı >>
|
| |
7 Ağustos 2006 |
Torbalı TAMSA
Seramik A.Ş. işçisiyle dayanışmaya!
Torbalı TAMSA Seramik A.Ş.
fabrikasında 28 Temmuz Cuma günü 500'ü aşkın işçi işe geldiklerinde
hiç beklemedikleri bir olayla karşılaştılar. Vardiyalarına
servislerle gelen işçiler önce kapıda bekletildiler daha sonra da
içlerinden bazıları seçilip içeri alındı. İçeri alınmayan 320 işçiye
ise ekonomik kriz nedeniyle işten atıldıkları söylendi ve eve
dönmeleri istendi. Ancak işçiler evlerine dönmeyi kabul etmediler ve
beklemeye başladılar. Bunun üzerine fabrikaya gelen jandarma,
işçilere dağılın uyarısında bulundu. Aksi halde Çevik Kuvvet
ekiplerini çağıracaklarını ve Çevik Kuvvet'in kendileri kadar
anlayışlı olmayacağını söyleyerek işçileri tehdit etti.
Devamı >>
|
| |
5 Ağustos 2006 |
Tel Aviv: Zulüm
savaşına karşı 10.000 kişi yürüdü
Dördüncü
Enternasyonal'in Yeniden Kuruluşu Koordinasyonu
Aşağıdaki haber ve bildiri metni, Dördüncü
Enternasyonal’in Yeniden Kuruluşu Koordinasyonu (DEYK) Filistin
seksiyonu militanlarınca kaleme alınmıştır. Türkiye’de Siyonizmin
suçlarını Yahudilere karşı bir aşağılama ve karalama kampanyası için
kullananların propagandası karşısında, İsrail içindeki Yahudi
solunun Filistin ve Lübnan savaşları karşısındaki tavrının yaygın
olarak bilinmesi son derece faydalıdır.
Devamı >>
|
| |
3 Ağustos 2006 |
Dev uyanıyor
mu?
Atilla
Doğan
Yıllarca üzerinden oynanan
ekonomik ve politik oyunların artık bilincine varan Anadolu kent ve
kır emekçisi, gerçekten gücüne layık bir eylemi Ordu’da bir mitingle
gerçekleştirdi. Katılımcıların beyanına göre yaklaşık 150 bin,
basına göre 100 bin kişinin katıldığı miting ve sonrasında yaşanan
olaylar hükümet ve büyük patronları tedirgin etmeye yetti.
Devamı >>
|
| |
1 Ağustos 2006 |
Sizi
suçluyorum!
Tsilli
Goldenberg (İsrail vatandaşı)
Ben, Tsilli Goldenberg, İsrail
vatandaşı olarak, siz İsrail Başbakanı Ehud Olmert’i, Savunma Bakanı
Amir Peretz’i, Genelkurmay Başkanı Dan Halutz’u, Lübnan’da
gerçekleştirdiğiniz vahşet dolu ve barbarca kasaplıktan dolayı
suçluyorum.
Devamı >>
|
| |
28 Temmuz 2006 |
Ne Lübnan’a
asker, ne Irak’a!
İşçi
Mücadelesi
İsrail’in Lübnan’a karşı
başlattığı taarruz iki haftayı doldurdu. Şimdiden 500 dolayında
Lübnanlı sivilin bütün dünyanın gözü önünde katledildiği bu savaşın
gerçek nedeni artık başlangıçta söylenen yalanın savunulamayacağı
kadar açık ortada. İsrail’in Lübnan halkına karşı açtığı savaş,
Hizbullah’ın tutsak aldığı iki askerin kurtarılmasıyla uzaktan
yakından ilgili değil. İsrail’in amacı, Hizbullah’ı
silahsızlandırmak. Bunun için de uyguladığı mezalim ile Lübnan
halkının yüreğine korku salmaya çalışıyor. İşte size terörün klasik
tanımı: bir siyasi amaca ulaşmak için sivil halkı şiddet
yöntemleriyle korkutmak, sindirmek, teslim almak.
Devamı >>
|
| |
|
“Halkların postmodern kardeşliği”, ya da ÖDP
Kemalizmle hesaplaşmaktan kaçmaya devam ediyor hâlâ!
Şiar
Rişvanoğlu
ÖDP’nin Mayıs ayında başlatmış olduğu ve
burjuva medyasının bazı öğelerinin (Bakınız Radikal gazetesi) de içinde bulunduğu bir
dizi çevrede pek yüceltilen “Özgür, Eşit,
Demokratik bir Türkiye’de Birarada Yaşamı Savunalım” kampanyası,
şayet “Kürt Sorunu”ndaki bütün olumsuz siciline rağmen kendini
“sosyalist” olarak tanımlamayan (ÖDP kendini hâlâ böyle tanımlıyor)
bir parti tarafından yapılıyor olsaydı, ya da bugün olduğu
gibi, TSK odaklı ve elbette burjuva patentli “Kürt hareketini, Kürt
halkıyla karşı karşıya getirme” politikalarının dorukta olduğu
bir zaman dilimi dışında yapılmış olsaydı belki “olumlu” bir girişim
olarak tanımlanabilirdi. Ama bugün Kürt Sorunu farklı ve çok daha
karmaşık bir evreye gelmiş durumda.
Devamı >>
|
| |
İşçi Mücadelesi sayı # 10 |
Ortadoğu savaşında safını
seç!
Gazze’de bir bina çeyrek tonluk
bir bombayla yerle bir ediliyor. İsrail’in gerekçesi Hamas’ın önde
gelenlerinden birini vurmak. Bunun yerine 9 aylık bir bebekten 19
yaşına kadar yedi kardeş anne ve babalarıyla birlikte hayatlarını
yitiriyor. Lübnan’ın Nebatiye bölgesinde Şii bir din adamı, eşi ve
sekiz çocuğuyla birlikte İsrail bombardımanı altında can veriyor.
Tarihin gördüğü en terörist devletlerden biri, önce Filistin’e,
ardından Lübnan’a saldırıyor. Siyonist İsrail devleti kendi
terörizmine karşı mücadele eden bütün örgüt ve ülkeleri yakıp
yıkmayı bir ilke haline getirmiş durumda. Son iki buçuk hafta içinde
Filistin’de olan bitenlerden ve İsrail’in Lübnan’a saldırmasından
sonra, Ortadoğu’da sürekli savaş yeni bir aşamaya doğru
evrilmektedir. ABD ve İsrail’in Lübnan Hizbullah’ının direniş eylemi
için parmaklarını Suriye ve İran’a doğrultması, savaşın daha da
yayılmasını ve hatta bir süre sonra bütün Ortadoğu’yu girdabına
çekecek bir topyekûn savaşın başlamasını olasılık alanına sokmuştur.
Herkesin safını seçmesi gerekiyor! Devamı >>
|
| |
Haziran 2003 |
Lenin'in sağ eli*
Sungur Savran
Charles Baudelaire’in Elem Çiçekleri’nde “Le Spleen de Paris”
(Paris’te İç Sıkıntısı) başlıklı bir şiiri vardır. Bir haftalık
Moskova yolculuğu, bir kentin bir insanda nasıl bir iç sıkıntısı,
hüzün, kasvet yaratabileceğini bana çok iyi öğretti. Baudelaire’i
şimdi daha iyi anlıyorum. Zannetmeyin ki, Moskova’yı bir kent olarak
boğucu ya da sıkıcı buldum. Hayır, tam tersine, bence mimari olarak
güzel bir şehir. Metrosu o kadar iyi çalışıyor ki, muhtemelen orada
yaşamak İstanbul’dan çok daha kolay. Kent ve çevresi o kadar
dikkatli planlanmış ki, nereye baksanız yeşil. Tarihi ve kültürel
varlığı o kadar zengin ki, haftalarca dolaşsanız, meydanlarını,
anıtlarını, kiliselerini, saraylarını, müzelerini, manastırlarını
| |