|
İşçi Mücadelesi
|
|
Cuma, 09 Mayıs 2008 |
Okunma sayısı: 20
Adı, malum "çetecilerin" karıştığı bir trafik kazası nedeniyle kontrgerillanın takma adı haline gelen Susurluk ilçesinde yükselen emek mücadelesi şu sıralar sermayenin korkulu rüyası.
|
|
Devamını oku...
|
|
okur mektubu
|
|
Perşembe, 08 Mayıs 2008 |
Okunma sayısı: 91
Bu yazı İstanbul'daki 1 Mayıs vahşeti sonrasında bir İşçi Mücadelesi okuru tarafından kaleme alınmıştır.
|
|
Devamını oku...
|
|
DİP Girişimi
|
|
Cumartesi, 03 Mayıs 2008 |
Okunma sayısı: 484
Devrimci İşçi Partisi Girişimi militanları işçi mücadelelerinin yükselişe geçmeye başladığı, sahip olduğu hakları korumak uğruna ortak mücadele örnekleri sergilemeye başladığı bir döneme denk gelen 2008 1 Mayıs'ında İstanbul, İzmir, Adana, Ankara ve Antalya'da DİP Girişimi pankartı ardında işçilerle, emekçilerle birlikte alanlardaydı:
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Cumartesi, 03 Mayıs 2008 |
Okunma sayısı: 190
"1 Mayıs Polis Devleti". Normal zamanlarda ancak sosyalist bir gazetenin sayfalarında görebileceğimiz bu manşeti dün, burjuvazinin en has yayın organı Hürriyet gazetesi kullandı. Önceki gün tarihi 1 Mayıs'larından birini daha yaşayan İstanbul'da polisin işçilere ve devrimcilere uyguladığı zulüm, AKP yanlısı olanlar dışında bütün burjuva medya kuruluşlarında geniş bir biçimde yer buldu.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Cuma, 02 Mayıs 2008 |
Okunma sayısı: 470
İstanbul’daki 1 Mayıs savaşları, gözü AB ile en kamaşmış olanlar için dahi AKP’nin “kendine demokrat” olduğunu açıkça ortaya çıkardı. Şimdi herkes bu saptamayı yapıyor. Ama bu saptamayı yapmak, yine yarı yolda durmak demektir. Yarı yolda duranlar, olan bitenin sınıf karakterini kavrayamadıkları ya da kavramak işlerine gelmediği için hakikatı dile getiremiyorlar. AKP sadece “kendine demokrat” değildir. Aynı zamanda, bugün Türkiye’de varolan bütün düzen partileri gibi bir 12 Eylül partisidir.
-İstanbul 1 Mayısı'ndan fotoğraflar için tıklayın
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi - Ezilenlerin Kurtuluşu
|
|
Pazartesi, 28 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 1102
Ayak takımının devrimci partisi için ileri!
İşçi Mücadelesi ile Ezilenlerin Kurtuluşu, bir devrimci işçi partisi kurulması yolunda güçlerini birleştirmeye karar vermiş bulunuyorlar. |
|
Devamını oku...
|
|
Sungur Savran
|
|
Perşembe, 24 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 341
İnsanlığın büyük şairi William Shakespeare’in unutulmaz karakteri Danimarka prensi Hamlet, ünlü bir tiradında “Danimarka Krallığı’nda çürüyen bir şeyler var” der. Bugün Türkiye’de çürümenin kokusu ortalığı sarmış durumda. Balık baştan kokar! Türkiye’nin hakim sınıflarının başbakanı, kendini “baş” ilan etti, işçi sınıfını ayak! Bu toplumun sınıf karakterini, işçinin emekçinin toplumun ve siyasetin doruklarından nasıl görüldüğünü sözünü hiç sakınmadan açıkladı. Türkiye’nin ezici çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfına ve emekçilere açıkça hakaret etti.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Pazartesi, 21 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 183
Tersanelerdeki iş cinayetlerine karşı tersane işçileriyle dayanışmak amacıyla Boğaziçi, ODTÜ ve Sabancı üniversiteleri öğrencilerinin organize ettiği, Koç, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Hacettepe, Marmara üniversiteleri öğrencilerinin de destek verdiği "Büyük Tuzla Yürüyüşü" 19 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirildi.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Pazartesi, 21 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 106
Sendikalaştıkları için işten atılan ve mücadelerini aylardır işyerlerinin önünde sürdüren Yörsan işçileri, Arçelik işçileri, Cerrahpaşa ve Çapa hastanelerinin temizlik işçileri, 19 Nisan Cumartesi günü saat 14.00'de Taksim Tramvay durağında biraraya gelerek mücadelelerine ve örgütlülüklerine güç kattı.
|
|
Devamını oku...
|
|
Burak Delier-Kamil Şenol (Sayı:30)
|
|
Pazartesi, 21 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 178
Karşı devrimci zamanlarda yaşıyoruz. Tarihi, Büyük Birader gibi yeniden yazıyorlar ve devrimcileri dahi karşı devrimci gösteriyorlar. İstanbul Modern'de "Sessiz Direniş" adlı bir fotoğraf sergisi açıldı 13 Şubat’ta. Ve sergi 28 Mayıs’a kadar sürecek. “Sessiz Direniş - Rus Fotoğrafında Resimsellik” başlıklı sergide, Aleksandır Rodçenko, Sergei Lobovikov, Aleksandır Grinberg, Yuri Yeremin ve Aleksei Mazurin’in de aralarında bulunduğu 18 Rus fotoğrafçının 1898’den 1940’lara uzanan süreçteki üretimlerinden toplam 194 orijinal baskı yer alıyor. Sergi tanıtım bülteninden basına yansıyan, özellikle altı çizilen görüşler şunlar: “Rus resimsel fotoğrafının ustaları, Ekim Devrimi’nden sonra, 1920’lerde yönetimin zulüm ve baskısı altında kaldılar. Kişisel varoluşlarını ve estetik deneyimlerini ifade etmeyi arzulayan Resimsel akımın temsilcileri, burjuva ideolojisinin destekçileri, "idealist-bireyciler" ve devrim-öncesi yaşam tarzının savunucuları olmakla, ‘Turgenyev’in duygusallığı’yla, sınıf çatışması kuramı yerine burjuva değerleri öne çıkartmakla suçlandılar.”
|
|
Devamını oku...
|
|
Şiar Rişvanoğlu (Sayı:30)
|
|
Pazartesi, 21 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 106
14 Mart 2008 tarihli gazeteler çoğu insanın artık korkunç bir kanıksamayla bakıp geçtiği türden üç ölüm haberi verdi. Türkiye’nin farklı yerlerinde ilköğretim öğrencisi üç çocuk aynı gün aynı nedenle, tahminen kalp krizinden ölmüştü. 10 yaşındaki Öznur Altıner’in Silifke’de beden dersinde, 11 yaşındaki Ahmet Sefa Koçyiğit’in Osmaniye’de futbol maçında ve 15 yaşındaki Abdullah Sinan Torun’un Tokat’ta evinde küçük kalpleri birdenbire duruverdi. Bu ölümler hastalık, “ecel” gibi nedenlerle olağan ölümler olarak tanımlanamaz, tamamı cinayettir. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi A.B.D.’den Prof. Dr. Şah Topçuoğlu söz konusu ölümlerle ilgili yapmış olduğu açıklamada bunların büyük ölçüde erken teşhisle önlenebilecek vakalar olduğunu, erken teşhisin en önemli şartının da düzenli sağlık kontrolleri olduğunu belirtiyor. (Milliyet Gazetesi, 14 Mart 2008) Rahatsızlıkları basit bir kontrolle önlenebileceği halde bu çocukların ölümüne seyirci kalmak cinayet değil de, nedir?
|
|
Devamını oku...
|
|
Sungur Savran (Sayı:30)
|
|
Pazartesi, 21 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 203
Amacım belirli kişiler veya örgütleri eleştirmek değil, bir ruh durumunu anlatmak olduğu için ad vermeyeceğim. 1990’lı yılların ortalarında bir Nisan ayında, Türkiye solunun çok çeşitli geleneklerinden gelmiş yirmi kadar insan oturmuş, 1 Mayıs için bir bildiri hazırlıyoruz. Bildiriyi kaleme alma görevi hasbelkader bana veriliyor. Taslağın tartışıldığı toplantıda insanların çoğu isyan ediyor: Yazdığım metin çok “işçici” olmuş onlara göre. 1 Mayıs’ın uluslararası işçi bayramı olduğunu, “işçicilik”ten hiç olmazsa 1 Mayıs’ta şikâyet edilmemesi gerektiğini dilim döndüğünce anlatmaya çalışıyorum. Hayır, tatmin olmuyorlar. Hatta bir arkadaş gerilen atmosferin etkisiyle toplantıyı terk ediyor. Yirmi küsur kişi içinde bana candan destek veren neredeyse yok.
|
|
Devamını oku...
|
|
Ahmet Fazıl Öncü (Sayı:30)
|
|
Pazartesi, 21 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 129
Marx ve Engels Komünist Manifesto’da burjuva toplumunu “ölüler diyarının büyüleriyle harekete geçirdiği güçleri artık kontrol edemeyen bir büyücüye” benzetirler. Kapitalizmin dönemsel bunalımları üretici güçlerin gün be gün devam eden tahrip edilişinde muazzam artışların gözlendiği dönemlerdir. Son günlerde burjuva medyasının ABD’deki ekonomik gelişmeler karşısında varlığını artık kabul etmek zorunda kaldığı ekonomik durgunluk işte böylesine bir barbarlık dönemine girdiğimize işaret ediyor. Marx ve Engels’in yazdığı gibi, artık “toplum kendisini birdenbire, gerisin geriye, geçici bir barbarlık durumuna sokulmuş buluyor; sanki bir kıtlık, genel bir yıkım savaşı, bütün geçim araçları ikmalini kesmiştir; sanki sanayi ve ticaret yok edilmiştir; peki ama, neden? Çünkü çok fazla uygarlık, çok fazla geçim aracı, çok fazla sanayi, çok fazla ticaret vardır da ondan.”
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi gazetesi sayı: 30
|
|
Cumartesi, 19 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 157
Uluslararası sermayenin en önemli iki-üç yayın organından biri olan The Economist dergisinin 22 Mart'ta yayınlanan sayısı, 16 Mart günü dünya finans sisteminin "çökme"nin eşiğine geldiğini söylüyor. Sonra ekliyor: ABD merkez bankası Federal Reserve (Fed) "Wall Street'i paramparça etme tehlikesini doğuran bir banka iflası felâketini savuşturdu." 16 Mart bir Pazar günüydü. ABD merkez bankası Fed'in kerli ferli yetkilileri o gün tatil yapamadılar, çünkü bir gün daha bekleselerdi dünya kapitalizmi belki de bir depresyonun kapısını açacak bir mali çöküş yaşayacaktı.
|
|
Devamını oku...
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Çarşamba, 16 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 222
İlk televizyon ekranlarında gördük seni, bir motorsikletin arkasında, sürekli savaşlarla kana bulanmış Ortadoğu’ya gidiyordun, dünya barışı için evinden ailenden ayrılıp çıkmıştın yola. Ardından kaybolduğun haberi geldi, hepimizin içini hüzün sardı. Umut ettik sağ salim bulunman için; ama kötü haber bir kaç gün sonra geldi. Gebze'de arabasına bindiğin bir caninin ellerinde tecavüze uğrayıp can vermiştin. Keşke binmeseydin de şimdi Lübnan'da ya da Suriye'de barış için mesajlar veriyor olsaydın, arkadaşlarınla Tel Aviv’de buluşsaydın.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Salı, 15 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 364
Devrimci İşçi Partisi Girişimi 13 Nisan Pazar günü İstanbul’da “Kördüğümü işçinin kılıcı kesecek” başlığıyla bir toplantı düzenledi. Adına uygun olarak toplantıya sınıf savaşında cephede çarpışmaya devam eden ve cepheden zaferle dönmüş işçiler damgasını vurdu.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Salı, 08 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 269
Burjuvazinin bütün kaleleri delik deşik. Asker yaralarını sarıyor. İşçiler emekçiler ileri doğru adımlar atarken bürokrasi bütün bu tabloya rağmen bir adım geri atıyor. Sağduyu çağrılarına katılıyor. Türkiye’ye bugün sağduyu değil solduyu gerekli.
|
|
Devamını oku...
|
|
|
İşçi Mücadelesi
|
|
Cuma, 04 Nisan 2008 |
Okunma sayısı: 655
29 – 30 Mart tarihlerinde bir grup akademisyen, Eğitim Sen’in İzmir, İstanbul ve Ankara’daki üniversite şubelerinin yaptığı çağrıya ses vererek İzmir’in Gümüldür ilçesinde düzenlenen “Üniversite: Dönüşüm ve Müdahale” başlıklı forumda bir araya geldiler. Amaç, üniversitelerde son dönemde yaşanan dönüşümü tartışmak ve buna müdahil olabilecek bir iradeyi inşa etmekti. Bu iradenin aslında üniversitelerde mücadele eden sendikalar ve benzeri örgütler anlamında zaten var olduğu düşünüldüğünde, asıl amacın var olan yapıları güçlendirmek, bir araya gelme zeminlerini kuvvetlendirecek bir iradeyi ortaya koymak olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Üniversite bileşenleri, başta Eğitim-Sen olmak üzere pek çok sendikada mücadele yürütmekteler. Ancak son süreç, mücadelenin birleştirilmesi ve yeninden şekillendirilmesi gerekliliğini açık bir biçimde ortaya koymuştur. Üniversiteler, burjuvazinin keskinleşen ve yeniden şekillenen çıkarları karşısında dönüştürülmekteyken, yükseköğretimin paralı hale getirilmesi projeleri kapıdayken, asistanların sosyal güvenlik gibi en temel hakları ellerinden alınmak istenmekteyken, idari ve hizmetli personel taşeronlaştırılır ve giderek daha büyük baskı altına alınırken, bilimsel bilgi artan oranda metalaştırılır ve emekçilerin çıkarlarından uzaklaştırılırken, böyle bir atılım hiç kuşkusuz önemlidir.
|
|
Devamını oku...
|
|
|